Tem 13



Ehramlar olarak da bilinen Mısır piramitleri,çoğu eski ve orta krallık döneminde Mısır krallarının (Firavun) mezarları üstüne yapılmış büyük anıtsal yapılardır.Orta ve Güney Amerika’da Mayalar, Aztekler ve İnkalar tarafından benzer yapılar yapılmıştır, ama gerçek piramitler Mısır’dadır.Yunanca pyramis sözcüğünden türemiş olan piramitlerde genellikle taş ya da tuğla kullanılmıştır.Dörtgen bir taban üzerinde yükselen piramitlerin üçgen biçimli dört kenar yüzeyi tepede bir noktada birleşir. Mezar odası çoğunlukla piramidin üzerine oturduğu kayanın içine oyulmuştur.
Eski Krallık’ta 2. hanedan döneminin sonuna kadar (yaklaşık İ.Ö.1650) krallar ve soylular masta-
ba denen mezarlara gömülürlerdi.Mastabalar, dikdörtgen biçimli, yan duvarları içeriye doğru eğimli ve üst yüzeyi düz olan; daha çok üstü kesik bir piramide benzeyen anıtmezarlardı. 3. hanedan döne-
minde (İ.Ö.2650-2575) kral mezarlarında taş kullanılmaya başlandı.İlk piramit, bu dönemde, Kahire
nin yakınındaki Sakkara’da ünlü mimar İmotep tarafından yapıldı.Kral Zoser için tasarlanan ve üst üste konmuş altı mastabadan oluşan bu anıtmezara Basamaklı Piramit denmiştir.
Kutsal sayılan ölmüş krala armağanların sunulduğu bir tapınağı da içeren Basamaklı Piramit ve ek yapıları geniş bir duvarla çevrelenmiştir.60 metre yüksekliğinde olan ve kireç taşından yapılan bu piramit Eski Mısır’ın en güzel anıtlarından biridir.Yapının altından toprağın içine uzanan 11 geçitte kral ve bazı soyluların pembe granit ve albatrdan (kaymak taşı) yapılma lahitleri bulunur.Ne var ki, bu lahitler, daha önce soyulduğu için bu kişilerin mumyalanmış cesetleri bulunamamıştır.Bölgede daha birçok piramidin yapıldığı sanılmaktadır.1953’te Sakkara’da 3.hanedan döneminden kalma ta-
mamlanmamış bir başka basamaklı piramidin kalıntılarına rastlanmıştır.
En tanınmış piramitler, Kahire’nin güneyinde Gize’de bulunan üç piramittir.Bu piramitler 4. ha-
nedan döneminden (İ.Ö.2575-2468) kalmıştır.En büyüğünü Yunanca adıyla Firavun Keops yaptır-
mıştır. Keops Mısırlılar’ca Khufu olarak adlandırılır.Keops Piramidi’nin taban kenarları yaklaşık 230 metre ve yüksekliği 146 metredir.Ama dış kaplaması aşındığı için bugün yüksekliği 9 metre daha düşüktür.Kayalık bir zemine oturan piramidin dış bölümü kireç taşı ve granitten yapılmıştır. Tüm yapıda her biri ortalama 2,75 ton ağırlığında toplam 2,3 milyon taş blok kullanılmıştır.
Piramidin yapımında kullanılan kayalar Nil ırmağının karşı kıyısından getirilmiş, kireç taşı Kahire yakınlarından,granit ise Assuan’dan taşınmıştı. Kabaca yontulan granit bloklar, silindirler üzerinde çekilerek ırmağa getirilir ve buradan mavnalarla piramide en yakın yük iskelesine taşınırdı. Bloklar, iskele ile piramit arasında döşenmiş granit geçitten, tahta silindirler üzerinde çekilerek yerine ulaş –tırılırdı.Taş blokları çıkaran ve taşıyan kişiler kendi adlarını kırmızı bir boya ile taşın üzerine yazar-
lardı. Bu yazılar bugün de okunabilmektedir.Taşlar çok düzgün bir biçimde bakır aletlerle işlenirdi.
Keops’un ardından Kefren ve Mikerinos tarafından yaptırılan öbür ünlü iki piramit, ilkine göre daha küçüktür.Her üç piramit de yağmalanmış oldukları için içlerindeki eşyaların çoğu kaybolmuş-
tur.5. ve 6. hanedan kralları da (İ.Ö.2465-2150) Gize ve Abu Şir’de birçok piramit yaptırmışlardı. 11. ve 12. hanedan krallarının (İ.Ö.2130-1756)piramitleri daha çok Dahşur, Havara ve el-Lahun’da bulunmuştur.Bu dönemden sonra, soylulara mezar olarak kullanılan piramitlerin yapımına son verildi.Mısırlılar krallarını, 18. hanedan döneminde (İ.Ö.1540-1292) başkent olan Teb yakınların-
daki Krallar Vadisi’nde kayalara oyulmuş mezar odalarına gömmeye başladılar.
Bir zamanlar Nil ırmağının batı kıyısı boyunca birçok piramit yer alırdı.Bunların Eski ve Orta Krallık döneminde yapılmış olmaları ile Mısırlılar’ın Güneş tanrısı Ra’ya tapınmaya ve ölülerini mumyalamaya başlamaları arasında bir ilişki olduğu sanılmaktadır.Eski Mısırlılar, ölen bir kişinin bedenini koruyarak, ona yiyecek ve içecek sunarak ölümden sonra yaşamasını sağlayabileceklerine inanırlardı.Bu nedenle ölülerini, öbür dünyada gereksinecekleri eşyalarla birlikte gömerler, mezar duvarlarına çizdikleri resimler ve yazdıkları yazılarla ölülere karşılaşabilecekleri tehlikelerden korunma yollarını gösterirlerdi.

Oca 26

Bu yazımızda sizlere Dünyanın 7 harikası olarak bilinen yapıtlardan kısaca bahsedeceğiz. Birçok arkeolog, heykeltraş, mimarın yanında milyonlarca insanın ilgisini çeken bu yapıtlar gerçekten harika….
İnsanların çağlar boyunca hayran kaldıkları büyük eserler, asırlar boyu sanatçılara ilham, onlara yaklaşma ve onları geçme, daha iyisini ve daha güzelini yapma arzusu vermiştir. Tarihi açıklayan, insan gücünün ve kabiliyetinin tanıkları olan bu şaheserlere ilgi duymayan nesiller, yaratıcılıklarını kaybetmişler, içinde bulundukları nesillerin medeniyet yarışında geri kalmalarına sebep olmuşlardır. Bu sebeple, bütün dünya için eşsiz birer kaynak ve hazine olan bu eserlerin bilinmesinde büyük faydalar vardır.
Tarihçiler, yazarlar ve sanatkarlar, yüzyıllardan beri “Dünyanın en büyük ve en güzel anıtları hangileridir, nerede, ne zaman ve niçin yapılmışlardır?” sorularına cevap aramışlardır.
M.Ö. 4. yüzyılda Sidon’lu Antipatros ilk defa, kendi çağında yeryüzünde mevcut olan yedi büyük ve güzel anıtı “Dünyanın Yedi Harikası” olarak adlandırmıştır. Heykeltraşlık ve mimarlık şaheseri olan bu eserler şunlardır:

1- Mısır Piramitleri
2- İskenderiye Feneri
3- Babil’in Asma Bahçeleri
4- Efes’teki Artemis Tapınağı
5- Olimpos’taki Zeus Heykeli
6- Kral Mausoleus’un Mozolesi
7- Rodos Heykeli

Antipatros’un, yaşadığı çağda dünyanın başka yerlerine gitme imkanı olsaydı, belki de bu harikaların sayısını iki, üç katına çıkarırdı. Ancak, sadece tanıdığı yerlerde gördüğü bu eserleri yedi harika olarak tanımlamıştır.
Antik Çağ’da yapılan bu eserler, hem boyutları hem de olağanüstü dekor ve işlemelerinden dolayı önemli eserlerdir. Dünya’nın yedi harikasından günümüze sadece Mısır piramitleri kalmıştır. Yangın, deprem, savaş ve zamana aşımı diğerlerinin yok olmasına neden olmuştur. Arkeologlar eserlerin görünüşleri ile ilgili olarak anlatılanları temel almışlardır.