Mar 17

Bu yazımızda sizlere tıp dilinde hematopoez olarak bilinen kan yapımından bahsedeceğiz.

Yaşam süreleri hayli kısa olan kan hücrelerinin hematopoetik organlardan sürekli üretilmeleri gerekir. Embriyogenezin erken dönemlerinde vitellüs kesesinin mezoderminden üretilen kan hücreleri daha sonraki dönemde karaciğer ve dalaktan fetal dönemin sonunda ise kemik iliğinden üretilir.

Kök hücreler bir daha geri dönüşümü olmayacak şekilde farklılaşabilme yeteneğine sahip hücrelerdir. Tüm kan hücreleri kemik iliğindeki tek bir hücreden gelişmiştir. Bunlara pluripotent kök hücreler denir. Bunlar lenfoid ve myeloid hücreleri oluştururlar. Myeloid hücreler kemik iliğinde gelişerek eritrosit granülosit monosit ve megakaryosit oluştururken; lenfoid hücreler dalak ve timusa göç ederek lenfositleri oluşturur.

Progenitör hücreler bölünerek hem yeni progenitör hücreleri hem de öncül hücreleri oluştururlar. Öncül hücreler sadece tek tip hücreye farklılaşabilirler.

Hematopoezin olabilmesi için uygun mikroçevre ve büyüme faktörleri gerekir. Eğer farklılaşmamış hücrelerin çoğalması uyarılır ya da baskılanırsa hematopoetik hücreler aşırı artar ya da azalır. Bu da hematopoetik hastalıklara yol açar.

Hematopoezin olduğu yer kemik iliğidir. Kırmızı kemik iliği kan hücreleri ve bunları yapan hücreleri renginden dolayı bu adı almıştır. Sarı kemik iliği ise yağ hücreleri yönünden zengindir. Yeni doğanda tüm kemik iliği kırmızı iliktir yaşlandıkça sarı ilik artar. Hipokside ve kanamada sarı ilik tekrar kırmızı iliğe dönüşebilir. Kırmızı iliğin görevi; kan hücrelerini üretmenin yanında eritrositlerin makrofajlarca yıkılmasıyla hemoglobinden ayrılan demirin depolanmasıdır.

Mar 10

Arıları hepimiz yaptıkları bal ile yakından tanıyoruz ama bu balı yapmak kolay mı acaba bu yazımızda sizlere arılar ile ilgili ilginç bilgilerden bahsedeceğiz.

- Bal arılarının, 450 gr bal üretebilmek için 2 milyon çiçeğe konmaları gerekiyor.
- Bir kovan arı yarım kiloluk bal için 88 km kadar uçar.
- Bir işçi arı hayatı boyunca 1/12 çay kaşığı bal yapabiliyor.
- Bir bal arısı yaklaşık olarak saatte 24 km hızla uçabilir.
- Bir arının dünyanın etrafında dolaşabilmesi için 2 yemek kaşığı bala ihtiyacı vardır.
- Her bir bal peteğinin 6 yüzü vardır.
- Bir bal arısının 4 kanatı vardır.
- Bir bal arısı bir seferlik polen toplama gezisinde 50-100 çiçeği ziyaret eder.
- Arılar birbirleriyle dans ederek iletişim kuruyorlar. Bir bal arası dans ederek diğer bir bal arısına nektarın ve polenin nerde olduğunu işaret ediyor. Dans yönü ve uzaklığı anlatmaya yardımcı oluyor.
- Arının yarım kilo bal yapabilmesi için 3 milyon 750 bin defa çiçeğe konması gerekir.
- 1 kilo bal yapabilmek için 40 bin adet arının 6 milyon adet çiçeği dolaşması gerekir.
- Arılar mavi rengi ayırt edebilirken, kırmızı rengi, koyu gri ve siyah olarak algılarlar.
- Bal arıları bir peteği doldurabilmek için 100 milyon çiçeğin nektarını emiyor ve 100 bin km kanat çırpıyorlar.
- Araştırmalara göre bir koloninin 1 kilo bal üretmesi ve yaşamını sürdürebilmesi için 8 kilo bal tüketmesi gerekmektedir. Bunu yapabilmesi için kat ettiği yol yaklaşık olarak 6 kez dünya çevresinin dönülmesine eşittir.
- Bal arıları dakikada 11400 kez kanat çırpar bu da vızıltı sesinin nedenidir.

Mar 05

Vücudumuzun sistemlerinden biriside dolaşım sistemidir. Dolaşım sistemi kendi arasında 2 büyük bölüme ayrılır; büyük kan dolaşımı ve akciğer dolaşımı olarakta bilinen küçük kan dolaşımı…

İnsan organizmasındaki kan dolaşımı, “Büyük kan dolaşımı” ve “Küçük kan dolaşımı” olarak iki sistemde düşünülebilinir. Büyük kan dolaşımı sol ventrikülden başlar. Sol ventrikül kasılıp içindeki temiz kanı aortaya pompalar. Aorta ve ondan kaynaklanan pek çok yan ve uç dal, bu kanın dokular düzeyindeki kılcal damarlara ulaşmasını sağlar. Kılcal damarlar düzeyinde doku ile temiz kan arasında madde alışverişi gerçekleştikten sonra, kan kılcalları terk edip toplardamarlara girer. Toplardamarlardaki kan halk arasında “Pis kan” olarak bilinmektedir. Pis sözcüğünün bilimsel bir yanı olmadığı gerçektir. Bu nedenle toplardamar kanı için, pis deyimi yerine karbondioksit ve hücre metabolizması artıkları yönünden zenginleşmiş kan dersek, konuyu daha bilimsel bir açıdan ele almış oluruz. Vücuttaki bütün toplardamarlar, sonunda “Vena kava süperior” ya da “Vena kava inferior”a boşalırlar. Vücudun bütün toplardamar kanını toplayan bu iki büyük toplardamar sonunda kalbin sağ atrium denilen odacığına açılır. Böylece büyük kan dolaşımı tamamlanmış olur. Görüldüğü gibi sol ventrikülden başlayıp, vücudu dolaştıktan sonra sağ atriumda biten büyük kan dolaşımı, dokulara oksijenden zengin taze kan sağlamakla kalmıyor aynı zamanda dokulardaki metabolizma artıklarını ve karbondioksiti bu bölgelerden uzaklaştırıyor.

Küçük kan dolaşımı ise kalbin sağ ventrikül denilen odacığı ile sol atrium denilen odacığı arasında gerçekleşmektedir. Büyük dolaşımdan, vena kavalar yolu ile sağ atriuma taşınmış olan kan, sağ atriumun kasılmasıyla sağ ventriküle pompalanır. Böylece pis kan sağ ventriküle girerek, küçük dolaşım sistemine katılmış olur. Sağ ventrikül kasılarak içindeki pis kanı pulmoner delikten geçirerek, trunkus pulmonalise pompalar. Bilindiği gibi trunkus pulmonalis, biraz yukarıda sağ ve sol akciğerlere giden iki dala ayrılır. Sağa giden dala “Sağ pulmoner arter”, sol akciğere giden dala ise “Sol pulmoner arter” denilmektedir. Böylece sağ ventriküldeki pis kan, özellikle karbondioksit yönünden temizlenip oksijen yönünden zenginleşmesi için akciğerlere ulaşmış olur. Akciğerlere gelen kan, buradaki hava keseciklerinin duvarlarındaki (alveol sep-tumları) kılcal damarlara yayılır. Bu düzeyde akciğer have keseciklerindeki temiz hava ile kılcallardaki kan arasında büyük bir hızla gaz alışverişi gerçekleşir. Kan karbondioksidini akciğer havasına verirken, ondan oksijeni-alır. Böylece vücudun karbondioksitten zengin toplardamar kanı, akciğerlerde karbondioksitini azaltıp oksijenden zenginleşerek, atardamar kanma, yani temiz kana dönüşmüş olur. Akciğerlerde atardamar kanı haline gelmiş olan kan, daha sonra pulmoner venalar denilen dört toplardamar aracılığıyla kalbin sol atrium denilen odacığına taşınır. Böylece küçük dolaşım da son bulmuş olur. Sol atrium daha sonra kasılıp kendisine getirilmiş olan temiz kanı sol ventriküle pompalayarak, bu kanın büyük dolaşıma katılmasını sağlar.