<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Online Bilgi Merkezi &#187; Biyoloji</title>
	<atom:link href="http://www.forumbso.com/kategori/biyoloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.forumbso.com</link>
	<description>Bilgi İçin BireBir...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Aug 2011 09:30:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Hizber  Hikmetağalar</title>
		<link>http://www.forumbso.com/biyoloji/hizber-hikmetagalar.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/biyoloji/hizber-hikmetagalar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Jul 2011 07:11:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Hizber Hikmetağalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=2177</guid>
		<description><![CDATA[Kıbrıs Türk Edebiyatı HAKKINDA YAZILANLAR (1936-1993) 4 Mart 1993 tarihinde kaybettiğimiz Hizber Bey 30 Ocak 1936 tarihinde Lefkoşa&#8217;nın isim yapmış ticaret erbabından Mustafa Hikmet Bey ve eşi Hıfziye Hanımın altı çocuğundan beşincisi olarak dünyaya gelmiştir. İlkokuldan sonra İngiliz okuluna başlamış fakat orta eğitimini tamamlamadan genç yaşta babasının yanında ticaret hayatına atılmıştır. İş hayatının ağır yükü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8744065928767280";
/* 336x280, oluşturulma 25.04.2011 */
google_ad_slot = "9266619162";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p><span style="font-family: verdana;color: #000000;font-size: x-small"><span style="font-family: verdana;color: red;font-size: large"><br />
</span> <span style="font-family: arial;color: red;font-size: x-small"> </span></span></p>
<hr /><span style="font-family: Verdana;color: #000000">Kıbrıs Türk Edebiyatı</p>
<p>HAKKINDA YAZILANLAR</p>
<p>(1936-1993)<br />
4 Mart 1993 tarihinde kaybettiğimiz Hizber Bey 30 Ocak 1936 tarihinde  Lefkoşa&#8217;nın isim yapmış ticaret erbabından Mustafa Hikmet Bey ve eşi  Hıfziye Hanımın altı çocuğundan beşincisi olarak dünyaya gelmiştir.  İlkokuldan sonra İngiliz okuluna başlamış fakat orta eğitimini  tamamlamadan genç yaşta babasının yanında ticaret hayatına atılmıştır.  İş hayatının ağır yükü onun sanat dünyasına da adım atmasına mani  olmamış, çeşitli gazetelerin sanat sayfalarında çıkan yazı ve şiirleri  ile kısa zamanda kendisine adından söz edilir bir sanatkâr kişiliği  kazandırmıştır.</p>
<p>1 Aralık 1957 senesinde ilk sayısını çıkardığı &#8220;Er Meydanı&#8221; adlı aylık  fikir-sanat yaprağında kendisininkine ilaveten o devrin önde gelen genç  yazar ve şairlerinin imzalarına rastlanır. A.Sedat Törel, Bener Hakkı  Hakeri, Ahmet M. Gürkan, Üner Ulutuğ, Fuat Veziroğlu bunlardan  bazılarıdır. Herhalde içlerinde en duygulu yazar da, yanlış bir tedavi  sonucu ömur boyu genç yaşında yatağa bağlı kalan amcasının kızı Feride  Hikmet Hanımdır.</p>
<p>Hizber Bey, &#8220;Aşksız yaşanmaz (Nesir)&#8221; başlıklı ilk kitabını 1957 yılında  Bozkurt Basımevi&#8217;nde, Adım Yayınları olarak bastırmış daha sonra &#8220;Er  Meydanı Yayınları&#8221;nı kurarak şu kitapları sanat ve edebiyat sevenlere  sunmuştu:<br />
1.Solan Yapraklar (Şiirler), Feride M. Hikmet, Ocak 1958<br />
2.Eylül Misafiri (Çiçekler), Hizber M. Hikmet, Şubat 1958<br />
3.Utanan Çiçek (Şiirler), Üner Ulutuğ, Mart 1958<br />
4.Her Müslümanın Bilmesi Gereken Din Dersleri, Halkın Sesi, 1958<br />
5.Geçen Yıllar (Şiirler), Feride M. Hikmet, Eylül 1958<br />
6.Mum Işığı (Şiirler), Feride M. Hikmet, 1959<br />
7.Teselli (Nesir), Hizber M. Hikmet, 1962<br />
Rahmetlinin bu arada iki yıl kadar süren bir İstanbul devresi de vukû  bulmuş ve Üstâdı diye kabul ettiği Necip Fazıl Kısakürek&#8217;in yazı ve  yayın faaliyeti içerisinde yer almıştı. Üstadla samimi bağlılıkları  vefat edene kadar devam etmişti.</p>
<p>1962 yılı Nisan&#8217;ında muhalif bir gazetenin sahip ve yazarları olan  kardeşi Ayhan M. Hikmet ile Ahmet M.Gürkan&#8217;ın öldürülmeleri üzerine bir  müddet edebiyat dünyasından uzak kalmış ve kendisini tamamıyle iş  hayatına vermişti. 1970 sonrasında Kıbrıs Türk İslam Cemiyeti&#8217;nin  yönetici kadrolarına dahil olarak onun yayın organı olan &#8220;Nizâm&#8221;  gazetesinde tekrar aktif yayın hayatına geri döner ve 1972 yılında  Rahmetli Raif Denktaş&#8217;ın çıkardığı Zaman gazetesinde manevi konuların  işlendiği yazılar ve şiirler yazmaya başlar. 1987 yılında yeniden  yayınlanmaya başlayan Kıbrıs Türk İslam Cemiyeti&#8217;nin ismi &#8220;Selâm&#8221;a  tahvil edilen yayın organının yönetmenliğini üstlenir. Hizber Bey, aylık  çıkan bu gazetede Hikmetağalar soy ismini almış olarak &#8220;Tarih-Yargı&#8221;  isimli köşe yazıları yazmakta idi.</p>
<p>Hizber Bey fikrî formasyonları farklı olsa bile kendisi gibi edebiyat  hassasiyetine sahip kişilerle de yakın ilişki içerisine girebilen  nüktedan ve kültürlü bir kişilik sahibi idi. Haşmet Gürkan, Harid Fedai,  Ahmet An ve Kutlu Adalı ile beraber başladıkları dostluk, başkalarının  da katılması ile 17 Mayıs 1990 tarihinde K.T. Sanatçı ve Yazarlar  Birliği&#8217;nin kurulması ile sonuçlanmıştı. En son ve sürekli yazı sürecine  Kıbrıs Gazetesi&#8217;nin sayfaları arasında &#8220;Semtler ve Anılar&#8221; başlığı  altında yazdığı haftalık yazılarla giren Hizber Bey&#8217;in 12 Mart 1990 ile 8  Şubat 1993 yılları arasında 109 adet yazısı yayınlanmıştır. Lefkoşa&#8217;nın  geçmişini anlatan bu yazılar , vefatından 3 yıl sonra , &#8220;Eski  Lefkoşa&#8217;da Semtler ve Anılar&#8221; başlıklı bir kitap haline getirilmiştir  (Marifet Yayınları, İstanbul, 1996).<br />
</span></p>
<p></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/biyoloji/hizber-hikmetagalar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergeş Uçkun ( 21.02.1927)</title>
		<link>http://www.forumbso.com/biyoloji/erges-uckun-21-02-1927.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/biyoloji/erges-uckun-21-02-1927.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2011 13:01:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ergeş Uçkun ( 21.02.1927)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=2140</guid>
		<description><![CDATA[şair Afganistan&#8217;ın Meymene vilayetine bağlı Ant-hoy&#8217;de 21 Şubat 1927 tarihinde doğdu. 1938-44 yılları arasında Anthoy İlkmektebini bitirdi. 1950 yılına kadara Kabil Darül-muallimîni&#8217;nde okudu. 1950-52 yılları arasında Kabil Darülfünunu&#8217;nda kimya ve biyoloji öğrenimi gördü. 1952-54 yılları arasında Anthoy&#8217;da öğretmenlik yaptı. Siyasi dalgalanmalar yüzünden Meymene&#8217;ye gönderildi. 1957 yılına kadar Abu Ubeydi Cuzcâni Lisesi müdür muavinliği görevinde bulundu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: verdana;color: #000000;font-size: x-small"><img src="http://www.biyografi.net/images/kisi/3101.jpg" border="0" alt="" align="left" /></span></p>
<hr /><span style="font-family: Verdana;color: #000000">şair<br />
</span></p>
<hr /><span style="font-family: Verdana;color: #000000"></p>
<p>Afganistan&#8217;ın Meymene vilayetine bağlı Ant-hoy&#8217;de 21 Şubat 1927  tarihinde doğdu. 1938-44 yılları arasında Anthoy İlkmektebini bitirdi.  1950 yılına kadara Kabil Darül-muallimîni&#8217;nde okudu. 1950-52 yılları  arasında Kabil Darülfünunu&#8217;nda kimya ve biyoloji öğrenimi gördü. 1952-54  yılları arasında Anthoy&#8217;da öğretmenlik yaptı. Siyasi dalgalanmalar  yüzünden Meymene&#8217;ye gönderildi. 1957 yılına kadar Abu Ubeydi Cuzcâni  Lisesi müdür muavinliği görevinde bulundu. O zamanki Afgan Hükümeti&#8217;nin  Türklere karşı uyguladığı siyasete karşı çıkarak vatanından ayrıldı.  Pakistan ve İran&#8217;ı kaçak olarak geçti ve &#8220;Ayyıldızımıza kavuştum&#8221; dediği  Türkiye&#8217;ye sığındı.</p>
<p>1957-61 yıllan arasında Adana&#8217;da öğretmenlik yaptı. 1961 yılında istifa  etti. Mersin&#8217;de Ataş Rafinerisi&#8217;nde çalışmaya başladı. 1974 yılında  Amerika&#8217;ya göçtü. Princeton&#8217;da Mobil Oiil&#8217;de teknik eleman olarak  çalışmaya başladı. Bir süre emekli olarak ABD&#8217;nin New Jersey eyaletinde  yaşadı. Çapendaz dergisini yayınladı.</p>
<p>1996 yılında Girne’de yapılan Türkçe’nin 4. Uluslararası Şiir Şöleninde  Şeyh Galip Büyük Ödülü’nü aldı. Türkiye Yazarlar Birliği’nin düzenlediği  Türkçe’nin Uluslararası Şiir Şölenlerinin 5.si olan Starzburg Şöleni’ne  de katılmıştı.</p>
<p>Son yıllarını Türkiye’de geçirmek için eşinin memleketi Silifke’ye yerleşti. 25 Mayıs 2009 tarihinde Silifke’de vefat etti.</p>
<p>ESERLERİ:<br />
Yurt Koşukları, Tacik mi Taclık mı?, Kadir Taga, Müslüman Türkler ve İngilizler.<br />
</span></p>
<hr /><span style="font-family: Verdana;color: #000000"></p>
<p>HAKKINDA YAZILANLAR</p>
<p>Turan şairi Ergeş Uçkun<br />
Doç. Dr. Fethi Gedikli<br />
Ufuk Ötesi<br />
Kasım 2008</p>
<p>Dünyanın çeşitli yerlerindeki milletdaşlarımızın yazılarıyla karşılaşmak  beni her zaman heyecanlandırmıştır. Söz gelimi Bir Tebrizli’nin, şimdi  evi barkı “uygarlık savaşçıları”nın bombalarıyla yerle yeksan edilen bir  Kerküklü’nün, bir Bakülü’nün, bir Gagavuz yeri yazarının veya burada  olduğu gibi bir Afganistanlının yazısını, şiirini kendi dilimde okumak  beni hep mutlu eder.<br />
Birçoklarımız Türklerin siyasi birliğini hayal eder. Ama galiba ben  siyasi birlikten çok bir dil birliği hayal edenlerdenim. Fizikî coğrafya  birliği yerine bir dil coğrafyası birliği rüyası görürüm. Vatanın  hudutlarının da siyasi çizgilerden çok ortak dilin yayılmış olduğu  alanın sınırları olduğunu düşünürüm. Nitekim galiba meşhur Fransız şairi  Aragon, “Fransızca benim vatanımdır” derken böyle bir şey kastetmiş  olmalı. Bu sebeple, talih beni 4 Mart 2003’te Ergeş Uckun ve şiir kitabı  “Yurt Koşugları” ile buluşturduğunda büyük bir heyecan yaşadım. Ötüken  Neşriyat tarafından 1997’de yayımlanan kitabı ben, Kadıköy’de ikinci el  kitaplar satan bir kitapçıda gördüm. Eve dönerken otobüste kitabı  okumaya başladım. Başta, kitabı yayıma hazırlayan Dr. Orhan Söylemez’in  kısa bir “Sunuş”undan sonra (s. 9-11) şairin kendi kaleminden hayat  macerasını okuyoruz (s. 13-38). Şiirlere gelmeden gene şairin kaleminden  çıkma bir “Söz başı” (s. 41-43) kısmı var. Ardından 75 adet şiirin  bulunduğu koşuklar bölümü 45-185) geliyor. Son olarak kitapta çok kısa  bir sözlük kısmı (187-189) yer alıyor. Cidden değerli bir iş yapıp Ergeş  Uçkun’u Türk okuyucusuna sunan Dr. Orhan Söylemez’in, bize yabancı  gelen kelimeleri her şiirin altında açıklaması isabetli olmuştur fakat  açıklanması gereken daha pek çok kelimenin kaldığı açıktır.</p>
<p>HAYATI:<br />
Şahimerdankuloğlu Ergeş Uçkun, Afganistan&#8217;ın Meymene vilayetine bağlı  Antköy&#8217;de 21 Şubat 1927&#8242;de doğdu. 1938-44 yılları arasında Antköy  İlkokulu&#8217;nu bitirdi. 1944-1950 arasında Kabil Öğretmen Okulu’nda okudu.  1950-52 yılları arasında Kabil Üniversitesinde kimya ve biyoloji  bölümüne devam etti fakat eğitimini yarım bırakıp öğretmenliğe başladı.  1952-54 yılları arasında Antköy&#8217;de, daha sonra 3 yıl kadar Meymene’de  öğretmenlik yaptı. 1957 yılına kadar Ebu Ubeydi Cuzcânî Lisesi müdür  muavinliği görevinde bulundu. Bu dönemde “Storey Gazetesi”nde şiirleri  ve yazıları çıktı. O zamanki Afgan Hükümeti&#8217;nin Türklere yönelik baskıcı  siyaseti sebebiyle 1957’de ülkesinden ayrılarak Pakistan ve İran&#8217;ı  kaçak olarak geçti ve Türkiye&#8217;ye sığındı. 1957-61 yılları arasında  Adana&#8217;da öğretmenlik yaptı. 1960 askeri darbesinden sonra askeri  yönetimce oturduğu mahallenin muhtarlık görevi, kendisine tevdi edildi.  1961 yılında öğretmenlikten ayrıldı. Mersin&#8217;de Ataş Rafinerisi&#8217;nde  laboratuar teknisyeni olarak çalıştı. Bir ara besicilikle uğraştı. 1974  yılında Türkiyedeki sağ-sol kavgası yüzünden Amerika&#8217;ya göçtü.  Princeton&#8217;da Mobil Oil&#8217;de teknik eleman olarak çalışmaya başladı.  1993’te oradan emekli oldu. Çapandaz Cemiyeti kurucusu olan şair bugün  New Jersey’de yaşıyor. Silifkeli Türkan hanımla evli ve Timuçin Han,  Timur Han, Belida Han ve Aybars Han adlı dört çocuk babasıdır.</p>
<p>ESERLERİ:<br />
Şairin burada tanıttığımız şiir kitabı “Yurt Koşugları” (İstanbul 1997) haricinde yeni yazdığı başka bazı şiirler daha vardır.</p>
<p>“Yeni Türkiye Dergisi”nin Türk Dünyası özel sayısı için Afganistan  Türklerini işlediği “Ellibin Yaşındaki Turan Afganistan Olur mu?”,  (Temmuz-Ağustos 1997, sayı. 16, s. 1694 vd.) adlı bir makalesi vardır.  Şairimizin yeni şiirlerinin ve makalelerinin ayrı ayrı kitaplar halinde  yayımlanması arzuya şayandır. Görebildiğimiz kadarıyla Uçkun hakkında  Arslan Küçükyıldız’ın &#8220;Turan Şairi (Şahımerdan Kul Hanoğlu) Ergeş  Uçkun&#8221;, (Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi,  sayı. 10, s. 267-276, Erzurum 1998) adlı bir makalesi vardır. Yine  Küçükyıldız, genel ağda şairin “Turan’da Toy” adlı yeni bir şiirini  yayımlamıştır.</p>
<p>Ergeş Uçkun hayatının çeşitli cephelerini, sözünü ettiğimiz kitabında  uzunca sayılabilecek “hayatı ve kişiliği” bölümünde bize anlatır. Zevkle  ve ilgiyle okunan bu bölüm insanda, şairin hatıratını daha etraflı bir  şekilde kaleme alıp yayımlaması arzusunu uyandırıyor. İnanıyorum ki  Ergeş Uçkun’un bunu yapması, Güney Türkistan diye adlandırdığı  Afganistan’daki hemşerilerine ve tabii bize büyük bir armağan olur.  Çetin mücadelelerle dolu bu hayatın bilhassa genç arkadaşlar için  öğretici olabileceği kanaatindeyim.</p>
<p>Şimdi şairin çocukluğundan naklettiği bir anektoda bakalım. Ergeş yedi  yaşına girince pazar yerini görmek için düzenlenmiş görkemli bir törenle  pazar toyuna gitmiş. Orada yediği helva için o şunları söylüyor:  “Helvaların hepsi kendi mahallemizden idi. Kesinlikle söylenebilir ki  dünyanın hiçbir yerinde biz yapmasak yoktur onlar gibisi. Batıda her  türlü silah ve mühimmat var ama bizim helvamızı bilmezler. Eğer bilseler  derhal savaşı bırakıp helva pişirmeye başlarlar.”</p>
<p>Uzun zamandan beri ve bugün batılıların verdiği isimle maalesef Orta  Asya dediğimiz Türkistan ve eski Horasan toylar ve merasimler yurdudur.  Bunlardan biri de ad verme merasimidir. Çocuk doğduğunda zuhur eden  hadiselerden adını alır. Çölde doğan Çöllübay, gece doğan Tanibay,  babasının koyunu bine ulaşan Minli ve buna benzer sürüye kurt dalsa  Börübay vesaire vesaire olup gider. Yağmurdan, buluttan, taş baltaya  kadar her türlü isim almak mümkündür.</p>
<p>Burada Ergeş Uçkun’un anlattığı toy denen düğün ve merasimlerin sadece  isimlerini kaydetmek bile ilginç olabilir. Evliliğe kadar yapılan  merasimler başta adlandırma merasimi olmak üzere ona kadar çıkmaktadır:  bunlar sırasıyla doğumun beşinci gecesinde mahalleye verilen ziyafet,  bebeğin tırnağı kesilecek kadar olduğunda kadınlar arasında tertiplenen  toy, çocuğun saçının büyüyüp yüzüne düşecek olduğunda yine kadınlar  arasında düzenlenen saç kesme merasimi, beşik toyu, çocuğu kurdun  ağzından geçirme ve çenesine kurt kemiği veya dişi takma merasimi, dört  yol töreni, sünnet düğünü, Kuran toyu, yol töresidir. Evlenme  merasiminden sonra hacca gitmeye kudreti yetenler hac merasimi ve altmış  dört yaşına erişenler peygamber efendimizle yaştaş olmanın şerefine  peygamber toyu yaparlar. Törenler kişinin sadece sağlığında yapılmazlar;  ölümle başlayan cenaze töreninin ardından ölünün evinde üçüncü günde,  kırkıncı günde, yıl geçince aşlar pişer ve komşulara ikram edilir. Ergeş  Uçkun’un şiirleri kadar, kendi çocukluğunu anlattığı ve bizi bir  masallar diyarına götüren bu kısım da son derece ilginçtir.<br />
Ergeş Uçkun’un Turan şairi olarak tarif edilmesi doğrudur. Gerçekten  şiirleri okunduğunda hem bu kavramı (mesela Şanlı Turan, Turan’da Toy)  çok sık kullandığı, hem de çeşitli adlar altında devletler ve  topluluklar oluşturan Türkleri tek bir millet olarak gördüğü ve  bütünlüğünü istediği hemen fark edilir. Mesela Türkistan başlıklı  şiirinde şöyle der:</p>
<p>Horasan meskenim, Bakü menzilim<br />
Almaata yaylam, Ankara sevgilim<br />
Aşkabat’ta aşkım, Taşkent’te dilim<br />
Gönlüm Semerkant’ta yatar Türkistan (s. 88)</p>
<p>Doğup büyüdüğü ülke daha geçen sene Amerika tarafından “halı  bombardımanı”na tabi tutulan bu coşkun şairin yaşadığı ve yakından  tanıdığı Amerika hakkındaki şiirinin bazı bölümleri ile “İnanma” adlı  şiirini Türkiye Türkçesine uyarlayarak kendisini selamlıyor, sağlıklı ve  uzun bir ömür diliyorum. Şair “bu şiiri daima Türk ve İslama karşı  düşmanlarımıza yardımcı olan Amerika için yazdım”, demiştir.</p>
<p></span></p>
<hr /><span style="font-family: Verdana;color: #000000"></p>
<p>EMRİKE (AMERİKA)</p>
<p>Var mı sen dek cihanda bir itibar Emrike?<br />
Her bucağında bin bir Karun yatar Emrike</p>
<p>Dokuz felekte şanın, âlem senin hayranın<br />
Dünya pazar dükkanın sermayedar Emrike</p>
<p>Sığın bakar çobanın, turna bakar dehkanın<br />
Suna bakar bağbanın, aceb diyar Emrike</p>
<p>Balık açar göllerin, ceylan saçar çöllerin<br />
Kaytan kaytan yolların, katar katar Emrike</p>
<p>Karlı dağlar başım dek, deryalar yoldaşım dek<br />
Çeşmeler gözyaşım dek, dinmez akar Emrike</p>
<p>Ekininde bağında, taşında toprağında<br />
Babam binen atların izleri var Emrike</p>
<p>Öndesin ilm ü fende, hünerin barı sende<br />
Dünyanın akl ü fikri sana kaçar Emrike</p>
<p>İlmin var feraset yok, âdil bir siyaset yok<br />
Nezaket-nefaset yok, gülsüz bahar Emrike</p>
<p>İt muteber insandan, oğul kızdan canandan<br />
İnsanlık pellesiyde, yınıl durur Emrike</p>
<p>Lut kavmi bura göçer, Nemrut şurdan su içer<br />
Ahir fısk u fesattan bir gün batar Emrike</p>
<p>Afroların zindanda, İndiyan kabristanda<br />
Eskimolar kayanda, insan şiar Emrike</p>
<p>Kaşığın var her aşta, gözün daim oynaşta<br />
Sana gönül verenler, sersan kalır Emrike</p>
<p>Uçkun der sözüm şudur, gah küydür ü gah öldür<br />
Dünya Urussuz sensiz rahat yaşar Emrike.<br />
</span></p>
<hr /><span style="font-family: Verdana;color: #000000"></p>
<p>İNANMA</p>
<p>Ey yiğitler aman bermen zalimge<br />
Zalim kulnun yahşı yamanı bolmas</p>
<p>Kurandan don giyip gelse inanman<br />
İblislernin din ü imanı bolmas</p>
<p>Türk oğlunun öz yurdudur Türkistan<br />
Kutublardan Akdeniz’ge uzangan</p>
<p>Bir yanı Alaska bir yanı Kazan<br />
Türk bütündür Özbek Türkmeni bolmas</p>
<p>İçki dışki deme, yok et düşmanı<br />
İlletten yaradan kutgaz vatannı</p>
<p>Uçkun gibi şeylen giyip kefenni<br />
İl bolmaknın başka imkanı bolmas.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/biyoloji/erges-uckun-21-02-1927.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beksultan Batırhan ( 21.10.1888)- (04.04.1972)</title>
		<link>http://www.forumbso.com/biyoloji/beksultan-batirhan-21-10-1888-04-04-1972.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/biyoloji/beksultan-batirhan-21-10-1888-04-04-1972.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 23:52:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Beksultan Batırhan ( 21.10.1888)- (04.04.1972)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=2108</guid>
		<description><![CDATA[21.10.1888 yılında Kafkasya’nın İnguş yöresinde Nasırkort&#8217;da (Nazran) Pliyev köyünde doğdu. Terekkale (Vladikavkaz) kentinde öğrenim gördü. Dağıstan Emniyet Örgütünde çalıştı. Kafkasya&#8217;da Sovyet yönetiminin kurulması üzerine Türkiye&#8217;ye sığındı (1920). Samsun&#8217;da bir süre yaşadıktan sonra İstanbul&#8217;a giderek Kapalıçarşı&#8217;da kuyumculukla uğraştı. 1951 yılında İstanbul&#8217;da kurulan &#8220;Kuzey Kafkasyalılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği&#8221;nin kurucuları arasında yer aldı. Aynı zamanda bir yazar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: verdana;color: #000000;font-size: x-small"><img src="http://www.biyografi.net/images/kisi/2286.jpg" border="0" alt="" align="left" /></span></p>
<hr /><span style="font-family: Verdana;color: #000000">21.10.1888  yılında Kafkasya’nın İnguş yöresinde Nasırkort&#8217;da (Nazran) Pliyev  köyünde doğdu. Terekkale (Vladikavkaz) kentinde öğrenim gördü. Dağıstan  Emniyet Örgütünde çalıştı. Kafkasya&#8217;da Sovyet yönetiminin kurulması  üzerine Türkiye&#8217;ye sığındı (1920). Samsun&#8217;da bir süre yaşadıktan sonra  İstanbul&#8217;a giderek Kapalıçarşı&#8217;da kuyumculukla uğraştı. 1951 yılında  İstanbul&#8217;da kurulan &#8220;Kuzey Kafkasyalılar Kültür ve Yardımlaşma  Derneği&#8221;nin kurucuları arasında yer aldı. Aynı zamanda bir yazar olan  Batırhan&#8217;ın adı geçen derneğin organı olarak yayınlanan &#8220;Kuzey Kafkasya&#8221;  (İstanbul) dergisinde, Ankara&#8217;da yayınlanan &#8220;Kafkasya&#8221; dergisinde vb.  yayın organlarında anayurdu ile ilgili çok sayıda makaleleri ve  Rusça’dan çevirileri yayımlanmıştır.</p>
<p>4 Nisan 1972 günü İstanbul&#8217;da ölmüştür.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/biyoloji/beksultan-batirhan-21-10-1888-04-04-1972.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali Rıza  Saraçoğlu</title>
		<link>http://www.forumbso.com/biyoloji/ali-riza-saracoglu.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/biyoloji/ali-riza-saracoglu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 18:49:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Rıza Saraçoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=2097</guid>
		<description><![CDATA[Batı Trakya Türk Edebiyatı şair, yazar Balkanlar’da Türk Şiiri &#8211; Balkan Türklerinin Kimlik Destanı Suat Engüllü 1. Karşıyaka Şiir Kurultayı 19-21 Mart 2004/ İzmir Kızı Nalân Saraçoğlu da kendisi gibi şair olan, Mehmet Akif Ersoy-Mehmet Emin Yurdakul tarzında şiirleriyle Batı Trakya Türklerinin “millî şairi” kabul edilen Gümülcineli Alirıza Saraçoğlu, büyük bir inanç ve azimle sürdürdüğü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: verdana;color: #000000;font-size: x-small"><span style="font-family: verdana;color: red;font-size: large"><br />
</span> <span style="font-family: arial;color: red;font-size: x-small"> </span></span></p>
<hr /><span style="font-family: Verdana;color: #000000">Batı Trakya Türk Edebiyatı</p>
<hr />
şair, yazar</p>
<hr />
<p>Balkanlar’da Türk Şiiri &#8211; Balkan Türklerinin Kimlik Destanı<br />
Suat Engüllü<br />
1. Karşıyaka Şiir Kurultayı<br />
19-21 Mart 2004/ İzmir</p>
<p>Kızı Nalân Saraçoğlu da kendisi gibi şair olan, Mehmet Akif Ersoy-Mehmet  Emin Yurdakul tarzında şiirleriyle Batı Trakya Türklerinin “millî  şairi” kabul edilen Gümülcineli Alirıza Saraçoğlu, büyük bir inanç ve  azimle sürdürdüğü ulusal ve toplumsal mücadelede, şiiri araç olarak  görmüştür. Bu nedenle, ölümünden iki yıl önce 1992’de, lirik şiirlerden  oluşan “Rodop Yıldızı” şiir kitabının yayımlanmasına kadar, şiirinin ana  temasını, Balkanlar’ın bu bölgesinde hiç sönmeyen ulusal heyecanla  kimlik mücadelesi veren Türklerin varoluş sorunları oluşturmuştur.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/biyoloji/ali-riza-saracoglu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abdul Rauf  İbrahimi</title>
		<link>http://www.forumbso.com/biyoloji/abdul-rauf-ibrahimi.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/biyoloji/abdul-rauf-ibrahimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jul 2011 16:47:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Abdul Rauf İbrahimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=2090</guid>
		<description><![CDATA[Afganistan Meclis (Ulusi Cirge) Başkanı Abdul Rauf İbrahimi, Güney Türkistan Kunduz ilinin İmam Sahip ilçesindendir. Afganistan Rus-Sovyet savaşında Peştunların Hizbi İslami Partisi’ne bağlı olarak kardeşi Abdul Latif İbrahimi ile birlikte Ruslara karşı mücahid olarak savaşmıştır. Afganistan’da komünizm hükümeti çöktükten sonra Raşid Dostum başkanlığında kurulan İslami Hareket Partisi’ne (Cünbüş Milli İslami) katılmıştır. Daha önceki Afganistan Parlementosunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: verdana;color: #000000;font-size: x-small"><img src="http://www.biyografi.net/images/kisi/4639.jpg" border="0" alt="" align="left" /></span></p>
<hr /><span style="font-family: Verdana;color: #000000">Afganistan Meclis (Ulusi Cirge) Başkanı</p>
<hr />Abdul Rauf İbrahimi, Güney Türkistan Kunduz ilinin İmam Sahip  ilçesindendir. Afganistan Rus-Sovyet savaşında Peştunların Hizbi İslami  Partisi’ne  bağlı olarak kardeşi Abdul Latif İbrahimi ile birlikte  Ruslara karşı mücahid olarak savaşmıştır.  Afganistan’da komünizm  hükümeti çöktükten sonra Raşid Dostum başkanlığında kurulan İslami  Hareket Partisi’ne (Cünbüş Milli İslami) katılmıştır.</p>
<p>Daha önceki Afganistan Parlementosunda Güney Türkistan Kunduz ilinin  İmam Sahip ilçesinden Özbek Türklerinin milletvekilliğini yapmıştır. En  son Afganistan Milletvekili seçimlerinde Güney Türkistan Kunduz ilinin  İmam sahip ilçesinden yeniden Özbek Türklerinin milletvekili olarak  seçilmiştir.</p>
<p>Abdul Rauf İbrahimi’nin kardeşi Abdul Latif İbrahimi, bir dönem Güney  Türkistan’ın Kunduz ve Tahar illerinde vali olarak görev yapmıştır.</p>
<hr />HABER</p>
<p>Afganistan’da bir Türk Meclis Başkanı seçildi</p>
<hr />Afganistan’da yaklaşık 1 ay devam eden tartışmalardan sonra 27 Şubat 2011’de Meclis Başkanı seçildi.</p>
<p>Yapılan oylamada Kunduz kentinden Özbek Türklerinden Abdul Rauf İbrahimi meclis başkanı seçildi.</p>
<p>Özbek Türklerinden birinin Afganistan Meclis başkanlığına seçilmesi,  Afganistan devletinin kuruluşundan bu yana  ilk defa olan bir olaydır.<br />
Son bir ay içinde, Afganistan’da meclis başkanını belirlemek için 4 kez yapılan oylamada başarısız olmuştu.</p>
<p>Afganistan Meclisi (Ulusi Cirge) de yapılan toplantıda  milletvekillerinin meclisteki etnik tartışmalara son vermek için 19  sandalyeye sahip olan Özbek ve Türkmen Türklerinden milletvekillerine  kendi aralarından birini meclis başkanı aday olarak belirlemelerini  istedi.<br />
Özbek Türk kökenli millet vekilleri Abdul Rauf İbrahimi’yi Meclis Başkan  adayı olarak sunduktan sonra oylamaya geçildi. Yapılan oylamada hazır  bulunan toplam 173 kişiden 169’u Abdul Rauf İbrahimi lehine oy verdi.  Seçim sonuçlarını, Afganistan geçici meclis başkanı Hudadad Urfani  açıkladı. Sadece 4 oy alehte kullanılmıştır.<br />
Böylece Abdul Rauf İbrahimi gelecek 5 yıl boyunca Afganistan meclis başkanlığı koltuğuna oturacak.<br />
Hazara Türklerinin Milletvekillerinden 23 şubat tarihinden yapılan ortak  açıklamada Özbek Türklerinden bir kişi Afganistan Meclis başkanı adayı  olarak belirlenirse lehte oy kullanacaklarını belirtmişlerdi.<br />
28/02/2011 GünTürk</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/biyoloji/abdul-rauf-ibrahimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yuri Gagarin Hakkında Bilgi</title>
		<link>http://www.forumbso.com/biyoloji/yuri-gagarin-hakkinda-bilgi.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/biyoloji/yuri-gagarin-hakkinda-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Apr 2011 20:48:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yuri Gagarin]]></category>
		<category><![CDATA[Yuri Gagarin Biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yuri Gagarin Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Yuri Gagarin Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Yuri Gagarin Uzay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=1267</guid>
		<description><![CDATA[Yuri Gagarin, Gzhatsk yakınlarındaki Kluşino`da 9 Mart 1934 tarihinde dünyaya geldi. (Şimdiki Ukrayna&#8217;da olan bu kasabanın adı 1968`de Gagarin olarak değiştirildi). Annesi ve babası kolektif bir çiftlikte çalışıyordu.[1] Yuri dört çocuktan üçüncüsüydü, özellikle ablası Yuri`yle yakından ilgilendi. Sovyetler Birliği`ndeki milyonlarca aile gibi Gagarin ailesi de II. Dünya Savaşı`ndan kötü biçimde etkilendi. İki abisi 1943`te Almanya`ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yuri Gagarin, Gzhatsk yakınlarındaki Kluşino`da 9 Mart 1934 tarihinde dünyaya geldi. (Şimdiki Ukrayna&#8217;da olan bu kasabanın adı 1968`de Gagarin olarak değiştirildi). Annesi ve babası kolektif bir çiftlikte çalışıyordu.[1] Yuri dört çocuktan üçüncüsüydü, özellikle ablası Yuri`yle yakından ilgilendi. Sovyetler Birliği`ndeki milyonlarca aile gibi Gagarin ailesi de II. Dünya Savaşı`ndan kötü biçimde etkilendi. İki abisi 1943`te Almanya`ya götürüldü ve savaş bitene kadar geri dönemediler. Hocaları Gagarin`i zeki ve çalışkan fakat biraz da yaramaz bir çocuk olarak tanımlardı. Matematik hocası savaş esnasında Kızıl Ordu Hava Kuvvetleri`nde uçmuştu, bunun da Gagarin üstünde büyük bir etki bıraktığı söylenir.</p>
<p>Bir dökümhanede çıraklığa başlayan Gagarin daha sonra Saratov`da bulunan yüksek teknik okuluna seçildi. Oradayken &#8220;Hava Kulübü&#8221;ne girdi ve küçük uçaklarla uçmayı öğrendi. Bir hobi olarak başladığı bu iş zamanla hayatının önemli bir bölümünü kaplamaya başladı. 1955`de okulunu<span id="more-1267"></span> tamamladı ve bir pilot okulunda savaş uçağı eğitimi almaya başladı. Orada 1957 yılında evleneceği Valentina Goryacheva ile tanıştı. Eğitimden sonra hava şartlarının kötü olduğu Norveç sınırında bir bölgeye atandı. Yetişkin biri olduğunda boyu 157,5 cm civarındaydı.</p>
<p>Uzay Yarışının başlangıç döneminde, Sovyetler kozmonot adaylarını belirlemek için geniş bir tarama programı başlatmışlardı. 20 kozmonot ile Sovyet uzay programına seçilen Gagarin bütün testleri başarıyla geçti. Sonunda yine yetenekli ve başarılı bir kozmonot olan German Titov ile Yuri Gagarin arasında bir tercih yapılacaktı, Yuri Gagarin seçildi. Bu seçimde soğuk Titov`un aksine Yuri`nin güler yüzlü ve cana yakın bir karakterinin olması ve sade bir çocukluk sürmesinin önemli olduğu söylenir.</p>
<p>12 Nisan 1961 tarihinde Gagarin uzaya çıkan ilk insan oldu. Uzaygemisinin adı Vostok 1 idi. Uluslararası medyaya göre Gagarin, uzayda &#8220;Burada Tanrı falan göremiyorum.&#8221; demişti. Ancak uzay uçuşu sırasında dünya ile yaptığı konuşmaların yayımlanan metninde böyle bir cümle yer almaz[2]. Gagarin daha yörüngedeyken rütbesi TASS&#8217;in birinci kumandanı Rusya&#8217;dan Simon olarak bilinen Maksat Babayev tarafından yükseltildi. Sovyet otoritelerine göre rütbe değişimin hemen yapılmasının sebebi Gagarin`in iniş sırasında ölebileceğini düşünmeleriydi. Ama bu gerçekleşmedi ve Gagarin dünyaya çok ünlü biri olarak döndü. Sovyetler Birliği Komünist Partisi`ni &#8220;bütün başarılarımızın düzenleyicisi&#8221; sözleriyle övdü.</p>
<p>Gagarin dünya çapında ün kazanmış biri ve Sovyet başarısının sembolü olarak dünyayı dolaşmaya başladı, popüleritesini de kontrol edebiliyordu.[3] 1962`de kozmonot yetiştirme merkezinde çalışmaya başladı.</p>
<p>Kurumun antrenör vekili olma sürecinde, Gagarin savaş uçağı pilotu olmayı yeniden hak kazanması gerekti. 27 Mart 1968`de MiG-15 model uçağıyla rutin bir deneme sürüşü sırasında eğitmeniyle birlikte hayatını kaybetti. Kazaya neyin sebep olduğu bilinemedi. 1986 yılında bir soruşturmada Su-11 model bir uçağın yol açtığı türbülansın kazaya yol açtığı söylendi. Aynı zamanda hava koşulları da kötüydü. Başka bir söylenti de Gagarin`in sarhoş olduğudur, oysa uçuştan önce iki testten geçmiştir ve yapılan araştırmalarda alkol veya uyuşturucu izine rastlanmamıştır. Kaza olmadan biraz önce, Gagarin&#8217;in roketin mühendislerine küfrettiği söylenir. Yeni bir teori de pilot kabininin yanlışlıkla açıldığı ve bir anda güçlenen hava dolaşımı yüzünden uçağın kontrolünü Gagarin`in kaybettiğidir. Aslında 2 saniye kadar daha zamanı olsaydı uçağı kontrol edebileceği söyleniyor.[4] Bir diğer iddiaya göre ise, Gagarin&#8217;in dönemin Sovyetler lideri olan ve onun popüleritesinden korkan Leonid Brejnev&#8217;in isteği doğrultusunda öldürüldüğü söylenmektedir. Gagarin son derece popülerdi ve dönemin yazarlarına göre politikaya atılması halinde de başarılı olması muhtemeldi. Kendisi de politikaya sıcak bakıyordu.</p>
<p>Kaynak : Vikipedi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/biyoloji/yuri-gagarin-hakkinda-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hematopoez (Kan Yapımı) Hakkında Bilgi ve Hematopoetik Organlar</title>
		<link>http://www.forumbso.com/biyoloji/hematopoez-kan-yapimi-hakkinda-bilgi-ve-hematopoetik-organlar.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/biyoloji/hematopoez-kan-yapimi-hakkinda-bilgi-ve-hematopoetik-organlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 12:48:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Hematopoetik Organlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hematopoetik Organlar Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hematopoetik Organlar Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Hematopoetik Organlar Nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[Hematopoez]]></category>
		<category><![CDATA[Hematopoez Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hematopoez Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hematopoez Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Yapımı Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Yapımı Nasıl Olur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=403</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımızda sizlere tıp dilinde hematopoez olarak bilinen kan yapımından bahsedeceğiz. Yaşam süreleri hayli kısa olan kan hücrelerinin hematopoetik organlardan sürekli üretilmeleri gerekir. Embriyogenezin erken dönemlerinde vitellüs kesesinin mezoderminden üretilen kan hücreleri daha sonraki dönemde karaciğer ve dalaktan fetal dönemin sonunda ise kemik iliğinden üretilir. Kök hücreler bir daha geri dönüşümü olmayacak şekilde farklılaşabilme yeteneğine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazımızda sizlere tıp dilinde hematopoez olarak bilinen kan yapımından bahsedeceğiz.</p>
<p>Yaşam süreleri hayli kısa olan kan hücrelerinin hematopoetik organlardan sürekli üretilmeleri gerekir. Embriyogenezin erken dönemlerinde vitellüs kesesinin mezoderminden üretilen kan hücreleri daha sonraki dönemde karaciğer ve dalaktan fetal dönemin sonunda ise kemik iliğinden üretilir.</p>
<p>Kök hücreler bir daha geri dönüşümü olmayacak şekilde farklılaşabilme yeteneğine sahip hücrelerdir. Tüm kan hücreleri kemik iliğindeki tek bir hücreden gelişmiştir. Bunlara pluripotent kök hücreler denir. Bunlar lenfoid ve myeloid hücreleri oluştururlar. Myeloid hücreler kemik iliğinde gelişerek eritrosit granülosit monosit ve megakaryosit oluştururken; lenfoid hücreler dalak ve timusa göç ederek lenfositleri oluşturur.</p>
<p>Progenitör hücreler bölünerek hem yeni progenitör hücreleri hem de öncül hücreleri oluştururlar. Öncül hücreler sadece tek tip hücreye farklılaşabilirler. </p>
<p>Hematopoezin olabilmesi için uygun mikroçevre ve büyüme faktörleri gerekir. Eğer farklılaşmamış hücrelerin çoğalması uyarılır ya da baskılanırsa hematopoetik hücreler aşırı artar ya da azalır. Bu da hematopoetik hastalıklara yol açar.</p>
<p>Hematopoezin olduğu yer kemik iliğidir. Kırmızı kemik iliği kan hücreleri ve bunları yapan hücreleri renginden dolayı bu adı almıştır. Sarı kemik iliği ise yağ hücreleri yönünden zengindir. Yeni doğanda tüm kemik iliği kırmızı iliktir yaşlandıkça sarı ilik artar. Hipokside ve kanamada sarı ilik tekrar kırmızı iliğe dönüşebilir. Kırmızı iliğin görevi; kan hücrelerini üretmenin yanında eritrositlerin makrofajlarca yıkılmasıyla hemoglobinden ayrılan demirin depolanmasıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/biyoloji/hematopoez-kan-yapimi-hakkinda-bilgi-ve-hematopoetik-organlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arılar ve Arıların Özellikleri</title>
		<link>http://www.forumbso.com/biyoloji/arilar-ve-arilarin-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/biyoloji/arilar-ve-arilarin-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 20:02:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arılar]]></category>
		<category><![CDATA[arılar balı nasıl yapar]]></category>
		<category><![CDATA[arılar bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[arılar hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[arılar ve bal üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[arıların özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bal arılarının özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bal nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[bal üretimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=395</guid>
		<description><![CDATA[Arıları hepimiz yaptıkları bal ile yakından tanıyoruz ama bu balı yapmak kolay mı acaba bu yazımızda sizlere arılar ile ilgili ilginç bilgilerden bahsedeceğiz. - Bal arılarının, 450 gr bal üretebilmek için 2 milyon çiçeğe konmaları gerekiyor. - Bir kovan arı yarım kiloluk bal için 88 km kadar uçar. - Bir işçi arı hayatı boyunca 1/12 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arıları hepimiz yaptıkları bal ile yakından tanıyoruz ama bu balı yapmak kolay mı acaba bu yazımızda sizlere arılar ile ilgili ilginç bilgilerden bahsedeceğiz.</p>
<p>- Bal arılarının, 450 gr bal üretebilmek için 2 milyon çiçeğe konmaları gerekiyor.<br />
- Bir kovan arı yarım kiloluk bal için 88 km kadar uçar.<br />
- Bir işçi arı hayatı boyunca 1/12 çay kaşığı bal yapabiliyor.<br />
- Bir bal arısı yaklaşık olarak saatte 24 km hızla uçabilir.<br />
- Bir arının dünyanın etrafında dolaşabilmesi için 2 yemek kaşığı bala ihtiyacı vardır.<br />
- Her bir bal peteğinin 6 yüzü vardır.<br />
- Bir bal arısının 4 kanatı vardır.<br />
- Bir bal arısı bir seferlik polen toplama gezisinde 50-100 çiçeği ziyaret eder.<br />
- Arılar birbirleriyle dans ederek iletişim kuruyorlar. Bir bal arası dans ederek diğer bir bal arısına nektarın ve polenin nerde olduğunu işaret ediyor. Dans yönü ve uzaklığı anlatmaya yardımcı oluyor.<br />
- Arının yarım kilo bal yapabilmesi için 3 milyon 750 bin defa çiçeğe konması gerekir.<br />
- 1 kilo bal yapabilmek için 40 bin adet arının 6 milyon adet çiçeği dolaşması gerekir.<br />
- Arılar mavi rengi ayırt edebilirken, kırmızı rengi, koyu gri ve siyah olarak algılarlar.<br />
- Bal arıları bir peteği doldurabilmek için 100 milyon çiçeğin nektarını emiyor ve 100 bin km kanat çırpıyorlar.<br />
- Araştırmalara göre bir koloninin 1 kilo bal üretmesi ve yaşamını sürdürebilmesi için 8 kilo bal tüketmesi gerekmektedir. Bunu yapabilmesi için kat ettiği yol yaklaşık olarak 6 kez dünya çevresinin dönülmesine eşittir.<br />
- Bal arıları dakikada 11400 kez kanat çırpar bu da vızıltı sesinin nedenidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/biyoloji/arilar-ve-arilarin-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Kan Dolaşımı ve Küçük Kan Dolaşımı</title>
		<link>http://www.forumbso.com/biyoloji/buyuk-kan-dolasimi-ve-kucuk-kan-dolasimi.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/biyoloji/buyuk-kan-dolasimi-ve-kucuk-kan-dolasimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 16:47:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Kan Dolaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Kan Dolaşımı Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Kan Dolaşımı Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Dolaşım Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Dolaşım Sistemi Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Dolaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Dolaşımı Çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Dolaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Kan Dolaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Kan Dolaşımı Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Kan Dolaşımı Nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=393</guid>
		<description><![CDATA[Vücudumuzun sistemlerinden biriside dolaşım sistemidir. Dolaşım sistemi kendi arasında 2 büyük bölüme ayrılır; büyük kan dolaşımı ve akciğer dolaşımı olarakta bilinen küçük kan dolaşımı&#8230; İnsan organizmasındaki kan dolaşımı, “Büyük kan dolaşımı” ve “Küçük kan dolaşımı” olarak iki sistemde düşünülebilinir. Büyük kan dolaşımı sol ventrikülden başlar. Sol ventrikül kasılıp içindeki temiz kanı aortaya pompalar. Aorta ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vücudumuzun sistemlerinden biriside dolaşım sistemidir. Dolaşım sistemi kendi arasında 2 büyük bölüme ayrılır; büyük kan dolaşımı ve akciğer dolaşımı olarakta bilinen küçük kan dolaşımı&#8230;</p>
<p>İnsan organizmasındaki kan dolaşımı, “Büyük kan dolaşımı” ve “Küçük kan dolaşımı” olarak iki sistemde düşünülebilinir. Büyük kan dolaşımı sol ventrikülden başlar. Sol ventrikül kasılıp içindeki temiz kanı aortaya pompalar. Aorta ve ondan kaynaklanan pek çok yan ve uç dal, bu kanın dokular düzeyindeki kılcal damarlara ulaşmasını sağlar. Kılcal damarlar düzeyinde doku ile temiz kan arasında madde alışverişi gerçekleştikten sonra, kan kılcalları terk edip toplardamarlara girer. Toplardamarlardaki kan halk arasında “Pis kan” olarak bilinmektedir. Pis sözcüğünün bilimsel bir yanı olmadığı gerçektir. Bu nedenle toplardamar kanı için, pis deyimi yerine karbondioksit ve hücre metabolizması artıkları yönünden zenginleşmiş kan dersek, konuyu daha bilimsel bir açıdan ele almış oluruz. Vücuttaki bütün toplardamarlar, sonunda “Vena kava süperior” ya da “Vena kava inferior”a boşalırlar. Vücudun bütün toplardamar kanını toplayan bu iki büyük toplardamar sonunda kalbin sağ atrium denilen odacığına açılır. Böylece büyük kan dolaşımı tamamlanmış olur. Görüldüğü gibi sol ventrikülden başlayıp, vücudu dolaştıktan sonra sağ atriumda biten büyük kan dolaşımı, dokulara oksijenden zengin taze kan sağlamakla kalmıyor aynı zamanda dokulardaki metabolizma artıklarını ve karbondioksiti bu bölgelerden uzaklaştırıyor.</p>
<p>Küçük kan dolaşımı ise kalbin sağ ventrikül denilen odacığı ile sol atrium denilen odacığı arasında gerçekleşmektedir. Büyük dolaşımdan, vena kavalar yolu ile sağ atriuma taşınmış olan kan, sağ atriumun kasılmasıyla sağ ventriküle pompalanır. Böylece pis kan sağ ventriküle girerek, küçük dolaşım sistemine katılmış olur. Sağ ventrikül kasılarak içindeki pis kanı pulmoner delikten geçirerek, trunkus pulmonalise pompalar. Bilindiği gibi trunkus pulmonalis, biraz yukarıda sağ ve sol akciğerlere giden iki dala ayrılır. Sağa giden dala “Sağ pulmoner arter”, sol akciğere giden dala ise “Sol pulmoner arter” denilmektedir. Böylece sağ ventriküldeki pis kan, özellikle karbondioksit yönünden temizlenip oksijen yönünden zenginleşmesi için akciğerlere ulaşmış olur. Akciğerlere gelen kan, buradaki hava keseciklerinin duvarlarındaki (alveol sep-tumları) kılcal damarlara yayılır. Bu düzeyde akciğer have keseciklerindeki temiz hava ile kılcallardaki kan arasında büyük bir hızla gaz alışverişi gerçekleşir. Kan karbondioksidini akciğer havasına verirken, ondan oksijeni-alır. Böylece vücudun karbondioksitten zengin toplardamar kanı, akciğerlerde karbondioksitini azaltıp oksijenden zenginleşerek, atardamar kanma, yani temiz kana dönüşmüş olur. Akciğerlerde atardamar kanı haline gelmiş olan kan, daha sonra pulmoner venalar denilen dört toplardamar aracılığıyla kalbin sol atrium denilen odacığına taşınır. Böylece küçük dolaşım da son bulmuş olur. Sol atrium daha sonra kasılıp kendisine getirilmiş olan temiz kanı sol ventriküle pompalayarak, bu kanın büyük dolaşıma katılmasını sağlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/biyoloji/buyuk-kan-dolasimi-ve-kucuk-kan-dolasimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser Hücrelerinin Özellikleri</title>
		<link>http://www.forumbso.com/biyoloji/kanser-hucrelerinin-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/biyoloji/kanser-hucrelerinin-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 13:14:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hücre özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser hücrelerinde bölünme]]></category>
		<category><![CDATA[kanser hücrelerinde büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[kanser hücrelerinin]]></category>
		<category><![CDATA[kanser hücrelerinin çoğalması]]></category>
		<category><![CDATA[kanser hücresi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser hücresi özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kanser hücresinde çoğalma]]></category>
		<category><![CDATA[kanserin hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[tümör hücrelerinde bölünme]]></category>
		<category><![CDATA[tümör hücrelerinde büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[tümör hücresi özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[tümör hücresinin özellikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=391</guid>
		<description><![CDATA[Kanser hücreleri, komşuları olan normal hücrelere göre daha hızlı çoğalırlar. Normal hücrelerin büyüme evreleri vardır ve hücreler, yetişkinliğe ulaşınca büyümeleri durur. Kanser hücreleri ise besin kaynağı buldukları sürece, hiçbir zaman bölünmeyi durdurmazlar. Kanserli hücrelerin etraflarındaki hücrelerle her zamanki ilişkilerinde bir değişiklik olur. Eskisinden daha bağımsız, asi ve diğer hücrelerle uyumlu olmaktan çıkıp kendi başlarına hareket [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser hücreleri, komşuları olan normal hücrelere göre daha hızlı çoğalırlar. Normal hücrelerin büyüme evreleri vardır ve hücreler, yetişkinliğe ulaşınca büyümeleri durur. Kanser hücreleri ise besin kaynağı buldukları sürece, hiçbir zaman bölünmeyi durdurmazlar.</p>
<p>Kanserli hücrelerin etraflarındaki hücrelerle her zamanki ilişkilerinde bir değişiklik olur. Eskisinden daha bağımsız, asi ve diğer hücrelerle uyumlu olmaktan çıkıp kendi başlarına hareket etmeye yani &#8220;bencil&#8221;, hatta &#8220;kötü komşu&#8221; davranışı sergilemeye başlarlar. Örneğin hücre yapışkanlığını yitirirler. Bu yapışkanlık, gelişmenin en önemli faktörlerinden biridir; bölünen hücreler yüzeylerindeki özel proteinler sayesinde komşularıyla birbirlerine yapışma eğilimi gösterirler. Normal hücrelerin bu temel niteliğinin kaybolması, habis büyümeye diğer bir deyişle kansere yol açan önemli bir unsurdur. </p>
<p>Yukarıdaki iki özelliğin birleşmesi; yani hücre bölünmesinin artan hızı ile birlikte, hücre yapışkanlığının kaybolması öldürücüdür. Bu durum, yeni ve uyumsuz, garip bir dokunun, doğduğu noktadan hızla yayılarak büyümesi demektir</p>
<p>Normal hücrelerde bölünme programını durduran sınırlamalar ve yasaklar vardır. Hücre bölünmesinin yasaklanması, hücreler belli bir boşluğu doldurduklarında veya önceden belirlenmiş bir toplam kütleye eriştiklerinde ortaya çıkar. </p>
<p>Kanserli hücreler besin buldukça, sınır tanımaz çoğalmalarını sürdürürler. Besinlerinin kaynağını da içinde yaşadıkları beden oluşturur. Vücutta 100 trilyon hücreyi besleyen dolaşım sistemi, yani kan, kanserli hücrelere de ihtiyaçları olan besini götürür. </p>
<p>Kanserli hücrelerin hızla çoğalmasıyla, mevcut damarlar, bu durmaksızın besin isteyen hücreleri beslemek konusunda yetersiz kalırlar. Ama kanser hücreleri bu engeli de aşarlar. Yakınlarındaki damar hücrelerini yeni kan damarları üretmeye zorlarlar. Kan damarları böylece kanser kütlesinin içine kadar uzar ve kanser hücreleri yeniden bölünmeye başlar. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/biyoloji/kanser-hucrelerinin-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

