Ara 13

Özelliştirmeler ülkemizde sürekli olarak gündemde olan konulardan birisidir. Bu yazımızda sizlere özelliştirmelerin ekonomik amaçlarından bahsedeceğiz.

1-Ekonomik Amaçlar

1.1-Serbest Piyasa Ekonomisine İşlerlik Kazandırmak

Özelleştirme politikasının temel amacı serbest piyasa ekonomisini güçlendirme, ona işlerlik kazandırmaktır. Özelleştirme ile serbest piyasa ekonomisinin en önemli unsuru olan rekabet kurumunun işlerlik kazanacağı, kaynak kullanımında ve dağılımında etkinliğin sağlanacağı ve sonuç olarak ekonomik verimliliğin artacağı kabul edilmektedir. KİT’lerin tekelci statüde bulunmaları ve iflas tehlikesinin olmaması nedeniyle fiyat ve kalite bakımında piyasa taleplerine karşı duyarsız olmalarına neden olmaktadır. Bu nedenle KİT ler Pazar paylarını kaybetmemek için yeni teknolojiyi takip etmek, verimliliği arttırmak, kaliteyi iyileştirmek, maliyeti ve fiyatı düşürmek gibi tedbirler alma ihtiyacını duymamaktadırlar.

Özeleştirme ile tekel statüsündeki teşebbüslerin faaliyet alanlarını özel teşebbüslerin girmesi ve KİT’lerin mülkiyet veya yönetimlerinin özel kesime devredilmesiyle, KİT’lerin bu özeliklerini ortadan kaldıracaktır .Ayrıca KİT’lere fiyat, istihdam, yatırım vb. konularda serbestlik tanınması, sübvansiyon ve ayrıcalıkların kaldırılması rekabeti yaygınlaştıracaktır.Ancak bu amacın gerçekleştirilmesi, kamu tekellerinin özel sektör tekelleri haline gelmesini önleyecek tedbirleri almaya ve piyasa ekonomisine geçişin hukuki ve ekonomik kurumlarını oluşturmaya yakından bağlıdır.

1.2-Serbest Piyasasını Geliştirmek

Sermaye piyasası daha geniş bir kavram olan mali piyasasının orta ve uzun dönemli fon arz ve talebinin bazı özellikle sahip belgeler vasıtasıyla karşılaştığı bir piyasadır.

Özeleştirmenin amaçlarından birisi de gelişmekte olan ülkelerde uzun dönenli ve geniş boyutlu sermaye piyasasını geliştirmektir.Ayni zamanda sermaye piyasasının gelişmiş olması da özelleştirmenin başarısı için bir ön şarttır.Ülkemizde henüz gelişme safhasında bulunan sermaye piyasasının eksikliğini duyduğu en önemli şey yeterli menkul kıymet arzıdır.Gelişme yolundaki ülkelerde kurumsal değerlerin sermaye piyasasına akıtılması ile hem özelleştirmenin ilk adımları atılır, hem de sermaye piyasası arz ve talep dengesinin geliştirmesi sağlanır.Bunu sağlamak büyük sorunlar yaratabilir. Bu sorunların çözümü sermaye piyasası kültürünün oluşturulması ile mümkündür.

Az gelişmiş ülkelerde tasarrufların hisse senetlerine yatırılması bilinci ve alışkanlığı yerleşmemiştir. Bunun nedeni, sermaye piyasasının gelişmemiş olması, piyasada güven ve istikrarın bulunmaması, hisse senedinin istendiği anda paraya çevrilememesi, devletin fon politikası ile yüksek enflasyonu gösterebiliriz.

1.3-Verimliliği Arttırmak

Kamu sektöründe ortalama verimlilik çoğu zaman özel sektörün-kinden düşüktür .Bunun nedeni, kamu sektöründe amacın sadece karlılık ol-maması, bürokrasinin yoğunluğu, çağdaş teknolojik gelişmeleri yakından incelenmemesi, işgücü maliyetini yükselten siyasal tercihli istihdam politikası uygulanması, kalifiye eleman yetersizliği ve rasyonel yatırım programlarının uygulanmaması gibi nedenlerdir.

Devletin mülkiyetindeki KİT’lerin düşük verimlilikle çalışmaları ekonomide genel verimlilik düzeyini de olumsuz etkilemektedir. Kamu iktisadi teşebbüslerin özeleştirilmesiyle, kaynak kullanımında etkinliğin sağlanması, verimliliğin arttırılması ve ekonomide hüküm süren enflasyonist baskıların azaltılması amaçlanmaktadır. Verimliliği arttırıcı genel politikaların yani sıra kamu sektörünün sınırlandırılması da ekonomide verimliliğin artışına katkıda bulunmaktadır.

1.4-Gelir Dağılımını Düzeltmek

Gelir dağılımında değişiklik yaparak servetin geniş kitlelere yayıl-masını sağlamak mümkündür. Mevcut ulusal servet, kamu kesimindeki mevcut servetin yeniden dağıtılması suretiyle geniş halk kitlelerine yayılabilmektedir.

Karlılık oranı yüksek olan KİT’lerin hisse senetlerin çalışanlara, yönetici ve küçük tasarruf sahiplerine belli avantajlarla satılması bu kesimlere bir gelir transferi anlamına gelir.

Böylece bir taraftan mülkiyetin tabana yayılması gerçekleştirilirken diğer taraftan kamu işletmelerinin çalışanlara ve yöre halkına satılması iş verimliliğinin artmasına ve bölge kalkınmasına katkıda bulunacaktır.
Ancak bunun gerçekleşmesi için özelleştirmenin hisse senedi satışı gerçekleştirmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, KIT hisse senetlerinin düşük gelirli kişilerce satın alınamayacağı, yüksek gelirli kişilerin ve büyük özel kuruluşların hisselerinin çoğunu toplayacakları, böylece özelleştirmeyle mülkiye-tin yaygınlaştırılması, gelir ve servet dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi bir yana, uzun dönemde düşük gelir gruplarından yüksek gelirlere doğru bir gelir ve servet transferi olacağından söz edilmektedir.

Buna karşılık, KIT hisse senetlerinin değişik yöntemlerle düşük gelirli kişilere avantajlı olarak satılabileceğini, ellerinde uzun süre kalmasını sağlamak içinde yeni bir hisse senetlerinin verilebileceğini veya nama yazılı hisse senetlerinin çıkarılabileceğini belirtmektedir.

1.5-Yabancı Sermaye Girişini Sağlamak

Özeleştirmenin önemli, amaçlarından birisi de yabancı sermaye girişini sağlamaktır. Yabancı sermaye bir ülkeye doğrudan yatırımlar ve portföy yatırımları olmak üzere iki şekilde olur. Doğrudan yatırımlar bir firmanın yabancı ülkede yaptığı komple yatırımlardır.Portföy yatırımlar ise, tasarruf sahibi yabancıların faiz ve temettü geliri elde etmek için uluslar arası borsalarda menkul kıymet satın almalarıdır.

Böylece özelleştirme yoluyla ülkede yabancı sermaye girişi sağlanacak, ödemeler dengesi üzerinde olumlu etkiler yapacak, transfer edilecek yeni teknoloji ile KİT’lerin verimlilik düzeyi yükselecek ve uluslararası piyasalarla entegre olunacaktır. Piyasa mekanizmasının daha sonraki dönemlerde gelişmesi ve ekonomide artan potansiyel sonucu yabancı sermaye yeni yatırımlara girişecektir.

1.6-KİT’lerdeki Gizli İşsizliğin Ortadan Kaldırılması

KİT’lerin zarar etmelerinde, üretim maliyetlerinin artmasında en büyük pay personel giderlerine aittir. Fazla istihdam, politik yandaşlık üst düzey yöneticilerin seçiminde ve işçi alımında etkili olmaktadır. Bu yüzden KİT’lerde gizli işsizlik mevcuttur. KİT’lerin özelleştirilememesi sonucunda bu durum giderek artmaktadır. Gizli işsiz sayısı artmakta ve bu da KİT zararlarını büyütmektedir. Özelleştirmenin ülkemiz açısından en önemli nedenlerinden biriside bu durumun ortadan kaldırılması amacıdır.

Kas 19

bu yazımızda sizlere işletme çeşitlerini sunuyoruz. İşte işletme çeşitleri…

1. Tek Kişi İşletmeleri: Tek kişi işletmeleri en basit, en eski ve uygulamada en çok görülen işletme biçimidir. İşletmenin tek sahibi vardır. Bu nedenle işletme sahibi işletme faaliyetleri konusunda her türlü kararı alır, uygular ve denetler. Ortaya çıkabilecek işletme riskleri tümüyle kendisine aittir. Kurulmaları ve sona ermeleri yasal açıdan kolaydır. Sermayelerinin yetersiz olması ve alacaklılara karşı sınırsız sorumluluk üstlenmeleri, büyümelerine engeldir.

2. Şirketler: Ortak ekonomik amaç ve çıkarları gerçekleştirmek, ya da belli bir ekonomik amaç ve çıkarın gereği olarak birden çok kişilerin emek ve sermayelerini bir sözleşme ile birleştirerek kurulan işletmelere şirket denir. Bir ortaklığın varlığından söz edilebilmesi için aşağıdaki niteliklerin bulunması gereklidir:
- Ortaklığı oluşturan kişiler birden fazla olmalıdır. Bu kişiler gerçek veya tüzel kişi olabilir. Bu kişilere ortak, hissedar, şerik veya pay sahibi denir.
- Ortak bir amacın bulunması gereklidir.
- Ortak amaca ulaşabilmek için ortaklar arasında bir sözleşme bulunmalıdır.
- Şirketin amacına ulaşabilmesi için ortaklarının mal ve emeklerini sermaye olarak şirkete getirmelidir.

2.1. Adi Şirketler: İki veya daha fazla kişinin ortak bir amacı gerçekleştirmek için mal ve emeklerini ortaya koyarak oluşturdukları şirket türüdür. Adi şirket sahibinden ayrı bir varlığı olmayan şirketlerdir. En basit şirket modelidir. Borçlar Kanununa tabi olan adi şirketlerin tüzel kişilikleri bulunmamaktadır. Bu nedenle kendilerine ait mal varlıkları üzerinde ortaklarının müşterek mülkiyeti vardır. Şirketle ve şirketin malvarlığı ile ilgili hukuki eylem ve işlemlerde tüm ortaklar birlikte hareket etmek zorundadırlar.

-Kuruluşu belirli bir şekle tabi tutulmamıştır.
-Sözlü veya ispat güçlüğü bakımından yazılı sözleşme ile kurulabilir. Sözleşme Notere onaylatılır. Sözleşmede aksi belirlenmemişse Sermaye tutarı farklı olsa da ortakların kar ve zarar payları eşittir
- Kararlar ortakların oybirliği ile alınır.
- Şirketin yönetimi ortakların tümüne aittir
- Şirketin borçlarından dolayı ortaklar birlikte sorumlu olurlar
- Şirketin Ticaret Siciline tescil ve ilanı zorunlu değildir.
-Adi Şirket kuracak kişi tüccar ise, bağlı bulunduğu bölgenin Ticaret Odasına fert olarak kayıt olmak durumundadır.
-Asgari bir sermaye öngörülmemiştir. Hangi ortağın ne kadar sermaye koyacağı konusu isteğe bağlıdır. Alacak sermaye olarak konulmuşsa, sermaye koyan ortak bu alacağı şirkete devretmiş ve ödenmesini taahhüt etmiş sayılır. Emeğin sermaye olarak konması halinde, bu ortak zarara iştirak ettirilmeyebilir, ancak kardan pay alır. Bu ortak sorumluluktan muaf olamaz. Ticaret unvanı kullanmak zorunda değildir.
-Sermaye olarak getirilen her şey üzerinde iştirak halinde mülkiyet söz konusudur. Her ortak belli bir oranda katılır ve kendi payı üzerinde tasarruf hakkı yoktur. Adi Şirket daha çok geçici ortaklıklarda kurulmalı, sürekli işlerle ilgili olarak bu yola gidilmemelidir.

2.2. Ticaret Şirketleri: Ticaret şirketleri özelliklerine göre ikiye ayrılır.

2.2.1. Şahıs Şirketleri:Tüzel kişiliğe sahip ve ortakların sorumlulukları sınırsız olan şirket türleridir. Ortak ekonomik bir çıkar veya çıkarların gereği olarak sayısı belli kişilerin kurdukları ve sorumlulukları kişisel olan ortaklıklara şahıs şirketleri denir. Ortakların sayısı genelde azdır ve ortaklığın devri de oldukça zordur. Kişi şirketlerinde ortakların hepsi uygun görmeden ortaklık payı başkalarına satılmaz veya devredilemez. Şirketten ayrılan bir ortağın şirket ilişkilerinden dolayı üçüncü kişilere olan sorumluluğu bir süre daha devam eder. Ortaklar, gerçek kişilerdir ve şirket borçlarına karşı sınırsız (bütün mal varlığı ile) sorumludurlar. Şahıs şirketleri TTK’ya göre ikiye ayrılır. Kollektif şirket ve Komandit şirket.

- Kollektif Şirketler: Bir ticari işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla, gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu, şirket alacaklarına karşı sınırlandırılmamış olan şirket türüdür. Türk Ticaret Kanunu’na göre, ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında çalıştırmak amacıyla gerçek kişiler arasında kurulan, ortakların her birinin şirket alacaklılarına karşı sınırsız sorumlu olduğu ortaklıklara kollektif şirket denir. Şirketin yönetiminden her ortak sorumludur. Kuruluş anlaşmasında aksine bir hüküm yoksa diğer ortakların rızası olmadan ortaklıktan çıkılamaz. Aynı şekilde şirkete yeni bir ortağın alınması için tüm ortakların rızası olmalıdır. Kolektif şirketlere yalnızca gerçek kişiler ortak olabilir. Ortaklar, kâr veya zararı eşit olarak ya da daha önce kuruluş anlaşmasında belirtilen oranlarda bölüşebilirler.

- Komandit Şirketler: Kolektif şirketin bir çeşidi olup, ortaklardan bir veya birkaçının sorumluluğu sınırlı değildir. Diğer ortakların sorumlulukları, şirkete katıldıkları sermaye miktarı ile sınırlıdır. Sorumlulukları sınırsız olan ortaklara “komandite ortak”, sınırlı olanlar da “komanditer ortak” denir. Komandite ortakların gerçek kişiler olması gereklidir. Komanditer ortaklar ise gerçek veya tüzel kişi olabilir. Komandit şirketler komandite ortaklar tarafından yönetilirler. Komanditer ortaklar yılsonunda hesaplarını denetleyebilirler ve kârdan sermayeleri oranında pay alırlar. Ticaret hayatında bu şirket türüne fazla rastlanmamaktadır.

Komandite ortak: Sorumluluğu sınırsız ve zincirleme olan ortaktır. Şirketin yönetimine seçilebilirler ve gerçek kişilerden oluşur. Komanditer ortak: Sormluluğu şirketteki sermaye ile sınırlı olan ortaklardır. Şirketin yönetimine seçilemezler. Komanditer ortaklar gerçek ve tüzel kişiler olabilir.

Komandit şirketlerin ticaret unvanı, komandite ortaklardan birinin ismi ile şirket konusunu gösterecek bir ibareyi taşımalıdır. Bu şirketlerin ticaret unvanlarında komanditer ortakların ad ve soyadının bulunması yasaktır. Komandit şirketlerin idare ve temsili komandite ortaklara aittir. Kolektif şirket ana sözleşmesinde bulunması gereken hususlar ile tescil işlemlerinde aranan evrak komandit şirketler için de geçerlidir. Komandit şirketler Adi Komandit ve Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit şirketler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.