<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Online Bilgi Merkezi &#187; Kimya</title>
	<atom:link href="http://www.forumbso.com/kategori/kimya/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.forumbso.com</link>
	<description>Bilgi İçin BireBir...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Aug 2011 09:30:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Aklını En İyi Şekilde Kullan</title>
		<link>http://www.forumbso.com/kimya/aklini-en-iyi-sekilde-kullan.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/kimya/aklini-en-iyi-sekilde-kullan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Jul 2011 20:07:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Aklını En İyi Şekilde Kullan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=2402</guid>
		<description><![CDATA[KİTABIN ADI Aklını En İyi Şekilde Kullan KİTABIN YAZARI Tony BUZAN ÇEVİREN YAYINEVİ VE ADRESİ Arion Yayınevi-Sıra Selviler Cad.Taner Palas Apt.No:25 Taksim/İSTANBUL BASIM TARİHİ ARALIK 1995 KİTABIN YAYIM MAKSADI Beynimizin kullanım kapasitesini artırmak. KİTABIN BÖLÜM BÖLÜM ÖZETİ : 1. BEYNİMİZ : Beynimizin gerçek potansiyeli nedir ve fiziksel doğası nedir? Bu bölümde beyinle ilgili ilk düşüncelerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8744065928767280";
/* 336x280, oluşturulma 25.04.2011 */
google_ad_slot = "9266619162";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p><strong><br />
</strong></p>
<hr size="1" />
<div>KİTABIN ADI                     Aklını En İyi Şekilde Kullan<br />
KİTABIN YAZARI                     Tony BUZAN</p>
<p>ÇEVİREN<br />
YAYINEVİ VE ADRESİ  Arion Yayınevi-Sıra Selviler Cad.Taner Palas Apt.No:25 Taksim/İSTANBUL</p>
<p>BASIM TARİHİ                          ARALIK 1995<br />
KİTABIN YAYIM MAKSADI    Beynimizin kullanım kapasitesini artırmak.</p>
<p>KİTABIN BÖLÜM BÖLÜM ÖZETİ :</p>
<p>1. BEYNİMİZ :</p>
<p>Beynimizin gerçek potansiyeli nedir ve fiziksel doğası nedir? Bu bölümde  beyinle ilgili ilk düşüncelerin tarihi kısaca tanıtılmakta, daha sonra  da beynimizle ilgili en son ve en önemli buluşlar antatılmaktadır:  Beynimizin sağ ve sol yanları; her beyin hücresinin fiziksel yapısı ve  hücreler aralarındaki bağlantı şekilleri; üst ve alt beynimiz arasındaki  ilişki; beynimizde devamlı yeralan elektro kimyasal etkileşimlerin  sayısı. Bu bölümün son kısmında yaşa bağlı olarak zihinsel yetenek  sorusu ele alınmakta yaşlıların zihinsel faaliyetlerini maximum seviyede  yürütebildikleri belirtilmektedir.</p>
<p>2. BELLEĞİNİZ SANDIĞINIZDAN DAHA İYİ OLABİLİR :</p>
<p>Ne kadar sıklıkta “Dilimin ucunda” veya “Kafam elek gibi” deriz? Bu  bölümde belleğimizin düşündüğümüzden daha iyi olduğunu gösterecek  kanıtlar verilmektedir.Kendi kendimize kontrol belleğin azami ölçüde  kullanımını sğlayacak şekilde zamanımızı organize etmek, unutmayı asgari  ölçüde tutmayı sağlayacak tekrarlama teknikleri, listeleri anımsamak,  özel bölümlerde ele alınmıştır. En büyük bellek sorunlarını çözümlemek  için özetler verilmiştir: isimleri ve yüzleri anımsamak, nesnelerin  arasında bağlantı kurmak.</p>
<p>Son bölümde anımsamaya kendimizi nasıl “kuracağımız” anlatılmaktadır.</p>
<p>3. DİNLEMEK :</p>
<p>Dinlemek, hakkında çok az şey işittiğimiz bir konu – bir çok insana  sorunlar yaratan bir konu. Bu sorunların bir çoğunun çözümleri vardır.  Bu bölümde çözümler özetlenmektedir. Özel bir bölüm “Anahtar” dinlemenin  kullanımını açıklamakta, sonraki bölüm dinlemenin diğer duyularla  ilişkisinden söz etmektedir. Bellekte olduğu gibi dinlenmeye “kurmak”  açıklanmaktadır.</p>
<p>4. GÖZLERİNİZİN KULLANIMI VE BAKIMI :</p>
<p>Büyük bir ressamın görüşünü niteliğini veya şampiyon tenis oyuncusunun  hayret verici el göz uyumunu düşündüğümüz zaman, gözlerimizin muazzam,  doğal kapasitesini görmeye başlıyoruz demektir. Burada, gözlerin  potansiyelini ve nereyi görürüz, nasıl görürüz, başka insanların gördüğü  şekilde mi görüyoruz, gibi enterasan sorular inceleniyor. Hareket eden  şeylere baktıkları zaman, duran şeylere baktıkları zaman, gözlerinizin  nasıl çalıştığını keşfetmenize yarayacak oyunlar ve alıştırmalar  anlatılmaktadır. İrdeleyici gözlerimizi nasıl geliştireceğimiz, görsel  yeteneğimizi nasıl geliştireceğimiz ve daha net görebilmek için hayal  gücümüzü nasıl kullanabileceğimize ilişkin öneriler geterilmektedir.  Bölümün son kısmında göz bakımı ile ilgili araştırmalar yer almaktadır.</p>
<p>5. HIZLI OKUMAK VE ETKİLİ OKUMAK :</p>
<p>Hızlı okumanın tarihi neden bu kadar tartışmalı ve belirli hızlı okuma  okullarının başarısızlıklarının nedenleri nelerdir? Bu bölüm bu soruları  yanıtlıyor. Ondan sonra, okurken gözlerimizin nasıl çalıştığını ve  hareket ettiğini açıklamakta ve resimlemektedir. Gözlerimizin okurken  nasıl çalıştığını anlayabilmemiz için özel alıştırmalar vardır. Klavuz  kullanarak yüksek hızla okumada yeni teknikler açıklanmaktadır.  Referans, teknik ve çalışarak okumayı ele almak için komple bir yöntemi  ana hatlarıyla açıklayan özel bir kısım vardır. En sonunda, okuma hızını  ve etkinliğini “artırmak” için ek ipuçları verilmektedir.</p>
<p>6. NOT TUTMAK VE HIZLI YAZMAK :</p>
<p>Etkili, az ve öz not tutmak, normal okul sisteminden geçen herkes için  sorun olmuştur. Bu bölüm geleneksel not tutma yöntemlerini özetlemekte  ve yeni anahtar-sözcük not tutma tekniklerinin etkinliğine dair son  kanıtları sunmaktadır. Buna ek olarak, daha yaratıcı ve akıcı not tutma,  hızlı yazmada kısaltma teknikleri ve fiziksel sorunların çözümü ile  ilgili öneriler getirilmektedir.</p>
<p>7. YARATICILIK :</p>
<p>Çoğu insan hiçbir zaman mümkün olabileceğini düşünemedikleri kadar  yaratıcı yeteneğe sahiptirler. Bu bölüm, beyin ve bellek üzerine olan 1  nci ve 2 nci bölümlere atıfta bulunarak,yaratıcılığı, test etmekte  geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığına işaret etmektedir. Yaratıcı  düşünce için yeni açıklamar yapılmakta, ve zihin – haritası bölümünde  yaratıcı düşünce üzerine yeni bir yaklaşıma değinilmektedir.</p>
<p>8. SAYISALLIK :</p>
<p>Bir çok insanın sayılardan korkmasına rağmen, beyin hakkında son  bilgiler herkesin muazzam matematiksel yeteneği olduğunu göstermektedir.  Bu araştırmanın bir kısmı beynimizin işi matematiksel yan ile  matematiksel olmayan yan arasında bölüştürdüğünü göstermektedir. Bu  bölümün çoğu toplama, çıkarma, ve bölmeyi ele almanın, özel ve kolay  yolları ile ilgilidir.</p>
<p>9. MANTIK VE İRDELEME :</p>
<p>İletişimin giderek önem kazandığı ve gün be gün politik önderlerimizin,  televizyon ve radyomuzun, gazete ve dergilerimizin, idari ve bilimsel  danışmanlarımızın “sözlerinin ardındaki” gerçeğe ulaşmamız gereken bir  dünyada, hepimizin mantıksal irdeleme kapasitemizi geliştirmesi  gerekmektedir.Propoganda ve ikna etme teknikleri ustalaştıkça, sapı  samandan ayıracak zihinsel donanım da ustalaşmıştır. Bu bölümün kalan  kısmı, iletişimin yoldan çıkabileceği on ana alana ayrılmıştır.  İletişimin neden “doğru” olmadığının örnekleri ve açıklamaları ve  “bununla nasıl başedileceğine” ilişkin bir kısım vardır.</p>
<p>SONUÇ :</p>
<p>A. KİTABIN ANA FİKRİ :</p>
<p>İnsan beyninin muazzam olan potansiyeli henüz tam manasıyla  çözülememiştir. Beyin kapasitemizin ancak çok azını kullanabiliyoruz.  Kitap bize değişik yöntemlerle beynimizin kullanım kapasitesini artırmak  için tavsiyelerde bulunmakta, yol göstermektedir.</p>
<p>B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER :</p>
<p>Bilgi çağının yegane dinamiği, henüz tam manasıyla keşfedilmeyen beyin  kapasitemizin kullanım oranının yükseltilmesi olacaktır. Kitap bize  kendi potansiyelemizi keşfetmeyi, üretmeyi ve yeni hedefler seçmemiz  gerektiği düşüncesini vermektedir.</p>
<p>C. KİTAP HAKKINDA GENEL DEĞERLENDİRME VE TEKLİFLER :</p>
<p>Kitap okuyucuya teknik olarak düşünmeyi öğretmektedir. Sistematik olarak  bahsedilmiş her bir konu üzerinde, değişik kaynaklardan inceleme  yapılır, okuyucular pratik olarak uygulamayı alışkanlık haline  getirirlerse (hızlı okuma, hızlı yazma vs.) amaca ulaşılmış  olunacaktır.Arz ederim.</p>
</div>
<p></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/kimya/aklini-en-iyi-sekilde-kullan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elektroliz ve Elektrolizin Kullanım Alanları</title>
		<link>http://www.forumbso.com/kimya/elektroliz-ve-elektrolizin-kullanim-alanlari.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/kimya/elektroliz-ve-elektrolizin-kullanim-alanlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2010 14:36:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Elektroliz]]></category>
		<category><![CDATA[Elektroliz Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Elektroliz Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Elektroliz Kullanım Alanları]]></category>
		<category><![CDATA[Elektroliz Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Elektroliz Nerelerde Kullanılır]]></category>
		<category><![CDATA[Elektroliz Özellikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=422</guid>
		<description><![CDATA[Elektroliz Bir elektrik akımı tarafından aşılan bir elektrolitin uğradığı ayrışmaya elektroliz denir. Elektroliz, bu akımın elektrolit içinde iletilmesiyle birlikte gelişir. Elektrolit, çoğunlukla erimiş olarak ya da bir tuz eriyiğinin sulu çözeltisi halindedir. Volta pilinin bulunmasıyla (1800) ve suyun elektrolizine uygulanmasıyla ilgili ilk deneyler, XIX. yy’ın başlarında gerçekleştirilmiştir.Elektroliz sözcüğünün, olayı özel olarak inceleyen Michael Faraday tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elektroliz</p>
<p>Bir elektrik akımı tarafından aşılan bir elektrolitin uğradığı ayrışmaya elektroliz denir. Elektroliz, bu akımın elektrolit içinde iletilmesiyle birlikte gelişir. Elektrolit, çoğunlukla erimiş olarak ya da bir tuz eriyiğinin sulu çözeltisi halindedir. Volta pilinin bulunmasıyla (1800) ve suyun elektrolizine uygulanmasıyla ilgili ilk deneyler, XIX. yy’ın başlarında gerçekleştirilmiştir.Elektroliz sözcüğünün, olayı özel olarak inceleyen Michael Faraday tarafından ortaya atıldığı sanılmaktadır.</p>
<p>Elektroliz ile ilgili bazı terimler:</p>
<p>Elektrolit:İçinde serbest iyon bulunduran ortamlara denir.</p>
<p>Elektrot:Elektrolit içine batırılan metallere denir.</p>
<p>Anot:Bir elektroliz kabında üreticinin pozitif kutbuna bağlı elektroda denir.</p>
<p>Katot: Elektroliz kabında üreticinin negatif kutbuna bağlı elektroda denir. </p>
<p>Elektrolizin Kullanım Alanları</p>
<p>Elektroliz, öncelikle, elektrolizle metalürjilerde, metallerin hazırlanmasında (çözünmez anot) ya da arıtılmasında (çözünür anot) kullanılır. Elektroliz, ayrıca, galvanoplastide, bir elektrolitik metal birikimiyle metal birikimiyle döküm kalıbına biçim vermede aşınmaya karşı korumada ve bir metal çökeltisiyle metallerin kaplanmasında (sözgelimi, nikel kaplama, çinko kaplama, kadmiyum kaplama, krom kaplama, gümüş ya da altın kaplama) baş vurulan bir yöntemdir. Arı hidrojen, özellikle, suyun elektroliziyle elde edilir. Öbür uygulamaları arasında, gaz üretimi (klor), metal üstünde koruyucu oksitli anot tabakalarının elde edilmesi (alüminyumun, alümin aracılığıyla anotlaştırılması işlemi) elektrolizle parlatma, metallerin katot ya da anot olarak yağlardan arındırılması sayılabilir. Elektroliz, akım şiddetlerinin, özellikle de voltametrelerdeki akım miktarlarının ölçülmesine de olanak verir. Sürekli akım yardımıyla, organik dokuların ayrıştırılmasına dayanan tedavi elektrolizi, cerrahide sinir uçlarının (nöronların), sertleşen urların, burun deliklerindeki poliplerin yok edilmesinde, sidik yolu (üretra) ya da yemek borusu daralmalarının tedavisinde vb. kullanılır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/kimya/elektroliz-ve-elektrolizin-kullanim-alanlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alaşımlar ve Alaşımların Özellikleri</title>
		<link>http://www.forumbso.com/kimya/alasimlar-ve-alasimlarin-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/kimya/alasimlar-ve-alasimlarin-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 14:18:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[alaşım hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[alaşım nedir]]></category>
		<category><![CDATA[alaşım örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[alaşımlar konu anlatımı]]></category>
		<category><![CDATA[alaşımların fiziksel özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[alaşımların kimyasal özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[alaşımların özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[alaşımların özellikleri konu anlatımı]]></category>
		<category><![CDATA[Alüminyum-Bakır alaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[Bakır-Çinko alaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[Demir- Karbon alaşımı]]></category>
		<category><![CDATA[Sodyum malgaması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=405</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımızda sizlere alaşımlar ve alaşımların özelliklerinden bahsedeceğiz. Alaşım: İki veya birkaç maddenin muhtelif oranlarda beraberce eritilerek meydana getirilen karışıma alaşım denir. Alaşımda cıva bulunursa malgama adını alır. Cıva yalnız demir ve platin madenleriyle malgama yapmaz. Madenlerin çeşitli özellikleri vardır. Bazı madenler yumuşak yalnız başına kullanılamazlar. Altın ve gümüş gibi. Bazı madenler ise döküme elverişli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazımızda sizlere alaşımlar ve alaşımların özelliklerinden bahsedeceğiz.</p>
<p>Alaşım: İki veya birkaç maddenin muhtelif oranlarda beraberce eritilerek meydana getirilen karışıma alaşım denir. Alaşımda cıva bulunursa malgama adını alır. Cıva yalnız demir ve platin madenleriyle malgama yapmaz. Madenlerin çeşitli özellikleri vardır. Bazı madenler yumuşak yalnız başına kullanılamazlar. Altın ve gümüş gibi. Bazı madenler ise döküme elverişli değildirler. Bakır gibi, bazıları kolayca aşınabilirler. Bazıları dayanıklı veya dayanıksızdırlar. Bazıları yüksek ve bazıları da alçak sıcaklıkta ergirler. İşte madenlerin gösterdikleri bu çeşitli özelliklerden ötürü teknikte layıkıyla faydalanmak için ve daha elverişli olmalarını temin amacıyla alaşımlar yapıldı. Mesela bakır döküme elverişli olmadığından bakırı kalayla birlikte eriterek tunç ve çinko ile eriterek pirinç alaşımları yapıldı. Alaşımlar; kendisini meydana getiren madenlerin erime noktalarından daha aşağı derecede eridikleri için teknikte kullanılmaya elverişlidirler. Alaşımların Elde Edilmesi Alaşımlar: Birden fazla çeşitli maden parçaları eritilmek suretiyle elde edilir. Madenlerin oksitlenmelerine engel olmak için kömür tozu ile örtülür ve toprak bir pota içerisinde eritilir. Eğer madenlerden biri uçucu ise diğer maden erimekte iken diğeri ile karıştırılır. Uçmadan meydana gelecek eksikliği tamamlamak için biraz fazla miktar maden konur. Çok miktarda alaşım elde etmek için reverber fırınlarında ergitilerek yapılır. </p>
<p>Alaşımların Özellikleri<br />
Alaşımlar, yoğun olup maden parlaklığında, ısı ve elektriği iletirler. Bazıları beyazdır. Fakat bakır ve altın gibi renkli madenler yeteri miktarda bulunursa alaşımlar renklidir.<br />
Genel olarak alaşımlar, kendini teşkil eden maddelerden daha sert, fakat daha az levha haline gelebilir ve dayanıklıdırlar. Çok fazla levha ve yaprak haline gelebilen altın, antimon veya kurşun ile karıştırıldığı zaman sert ve kırılabilir.<br />
Bakırda, kalayla birleştiği zaman levha haline gelebilme özeliğini kaybeder.<br />
Alaşımlarda her iki metal, hem katı hem de sıvı halinde birbiri içerisinde ergimiştir.<br />
Metaller birbiri içerisinde erimezler. Bu takdirde alelade bir karışım meydana gelmiştir. Bu alaşım mikroskop altında iki çeşit kristal gösterir. Kurşun-Antimon alaşımı gibi.<br />
Alaşım kristali, her iki atom sayıları oranında ihtiva eder. Sodyum malgaması, Bakır-Çinko alaşımı, Alüminyum-Bakır alaşımı, Demir- Karbon alaşımı gibi. Fakat bu şekildeki alaşımlar teknik bakımdan kullanılmaya elverişli değildir. Çünkü bunlar çok kırılıcıdır.<br />
Alaşımlar genellikle kendilerini meydana getiren metallerden daha az aktiftirler. Örneğin, sodyum malgaması suyu daha yavaş ayrıştırır. Halbuki sodyum suya çok kuvvetli etki yapar. Alaşımlar: Yapılarına giren az eriyebilen madenlerden daha fazla ve daha kolaylıkla eriyebilir. Bir kısmı bu madenlerden en ziyade eriyebilen madenin erime derecesinden daha aşağı bir derecede erir. Mesele kurşun 3350C, bizmut 2640C, kalay 2280C eridiği halde Bi8, Pb5, Sn3 kısımlardan ibaret olan alaşım 94,50C&#8217;de erir. Bakır ve kalay alaşımı zamanla dayanıklılığını kaybeder. Bakır birçok alaşımların yapısına girer. Kıymetli madenlerden gümüş ve altına sertlik verir. Parlaklık ve renklerini bozmadan, inceliklerini korur. </p>
<p>Kimyasal Özellikleri<br />
Uçabilen bir madeni bulunan alaşımları ısı analiz eder. Bundan altın ve gümüş elde etmekte faydalanılır.Altın veya gümüş tozu önce cıva ile karıştırılır. Güderiden süzülerek cıvanın fazlası çıkarılır ve sonra alaşım ısıtılarak uçabilen madde ayırt edilir. Alaşımlar, alaşımları teşkil eden maddelerden daha az oksitlenebilen ve asitlerden daha az etkilenebilen karışımlardır.<br />
Genel olarak oksijen, alaşımlar üzerine etki eder. Bu halde madenden biri bir asit oksidi, diğeri, bir baz oksidi yapar. İşte bunun içindir ki kalay ve kurşun, antimon ve potasyumdan ibaret alaşımlar alevle yanar. Bazı madenler kimyaca birleşmişler ve birtakım alaşımlar yapmışlardır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/kimya/alasimlar-ve-alasimlarin-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ametaller ve Ametallerin Özellikleri</title>
		<link>http://www.forumbso.com/kimya/ametaller-ve-ametallerin-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/kimya/ametaller-ve-ametallerin-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 20:21:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Ametaller]]></category>
		<category><![CDATA[Ametaller Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ametaller Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Ametaller Özellikler]]></category>
		<category><![CDATA[Ametallerin Özellikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=343</guid>
		<description><![CDATA[Elementlerin bir kısmı metaldir. Metal özelliği göstermeyen elementler ise ametal olarak adlandırılır. Bu yazımızda sizlere ametaller hakkında genel bilgiler vereceğiz ve ametallerin özelliklerinden bahsedeceğiz. Ametaller, metal özelliği göstermeyen elementlerdir. Sertlik, mekanik uyarlanabilirlik ya da elektrik iletkenliği gibi metallere özgü özellikleri göstermeyen maddelerdir. Genellikle karbon, azot, fosfor, oksijen, kükürt, selenyum, flüor, klor, brom, iyot ve soy [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elementlerin bir kısmı metaldir. Metal özelliği göstermeyen elementler ise ametal olarak adlandırılır. Bu yazımızda sizlere ametaller hakkında genel bilgiler vereceğiz ve ametallerin özelliklerinden bahsedeceğiz.</p>
<p>Ametaller, metal özelliği göstermeyen elementlerdir. Sertlik, mekanik uyarlanabilirlik ya da elektrik iletkenliği gibi metallere özgü özellikleri göstermeyen maddelerdir. Genellikle karbon, azot, fosfor, oksijen, kükürt, selenyum, flüor, klor, brom, iyot ve soy gaz elementlerine ametal denir.</p>
<p>Metaller çözeltilerde katyonları (pozitif yüklü iyonları) oluştururken, ametaller anyon (negatif yüklü iyon) oluşturma eğilimindedir. Metallerin aksine iyi iletken değillerdir ve elektronegatiflikleri çok yüksektir. Metaller ve ametaller arasında özellikler gösteren bazı yarıiletken elementler, &#8220;metaloidler&#8221; olarak da adlandırılır. Halojenler ve soygazlar da ametal doğadadır.</p>
<p>Özellikleri<br />
Ametaller sıvıyı ve elektrik akımını ya hiç iletmeyen yada çok<span id="more-343"></span> ileten elementlerdir. Oda sıcaklığında katı, sıvı ve gaz halde bulunan Ametaller vardır. Örneğin Oksijen, Hidrojen, Azot, Helyum, Klor gibi elementler saf halde iken oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Brom sıvı bir Ametaldir. Karbon, Fosfor, Kükürt, İyot ise oda sıcaklığında katı halde bulunur. Ametallere şekil verilemez. Çünkü katı olanlar kırılgandır, dövülerek işlenemezler.</p>
<p>Ametaller tel ve levha haline gelebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/kimya/ametaller-ve-ametallerin-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Klorlu Alkanlar hakkında bilgi</title>
		<link>http://www.forumbso.com/kimya/klorlu-alkanlar-hakkinda-bilgi.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/kimya/klorlu-alkanlar-hakkinda-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 14:28:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[karbon tetraklorür]]></category>
		<category><![CDATA[karbon tetraklorür bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[karbon tetraklorür nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Klorlu Alkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Klorlu Alkanlar Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Klorlu Alkanlar Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[organik maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[su Kimyası]]></category>
		<category><![CDATA[Suda bulunan maddeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=317</guid>
		<description><![CDATA[Suda bulunan organik maddelerden bir grupta klorlu alkanlardır. Bu yazımızda sizlere klorlu alkanlar hakkında bilgi vereceğiz. Klorlu alkanların başlıca kullanım sahası organoklorin bileşiklerinin üretiminde bir ara maddesi olmasıdır. Bu nedenle endüstride geniş çapta üretilmekte ve gerek işlemden önce gerekse işlemden sonra bunların birçokları içme sularında bulunabilmektedir. Mevcut bilgilere göre, pek çok sayıda klorlu ethane bileşiklerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Suda bulunan organik maddelerden bir grupta klorlu alkanlardır. Bu yazımızda sizlere klorlu alkanlar hakkında bilgi vereceğiz.</p>
<p>Klorlu alkanların başlıca kullanım sahası organoklorin bileşiklerinin üretiminde bir ara maddesi olmasıdır. Bu nedenle endüstride geniş çapta üretilmekte ve gerek işlemden önce gerekse işlemden sonra bunların birçokları içme sularında bulunabilmektedir. Mevcut bilgilere göre, pek çok sayıda klorlu ethane bileşiklerinden sadece 1,2 diklorethan kansorojenik bir tehlike olarak belirlenebilmiştir. Bu grup içinde bulunan diğer bir kimyevi madde ise karbon tetraklorür olup : içme sularının kontaminasyonunda sık sık rastlanmakta ve bu madde için bazı değerler bildirilmektedir. Bu tip kimyasal maddelerin her ikisi de hayvanlarda kanserojen bir etki gösterdiğinden insanlar içinde kanserojen olması kuvvetle muhtemeldir. Bu gruptaki diğer maddeler ya suda bulunmaz veya sularda belirlenen oranlardan çok fazla bulunursa sadece toksik etki gösterebilirler. Bu nedenle gerek karbon tetraklorür gerekse 1,2 dikloroethan için katı bir sınır tespit etmek mümkün değildir. Ancak diğer kanserojenlerin miktarlarınagöre bir değer bildirilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/kimya/klorlu-alkanlar-hakkinda-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıvılar ve sıvıların özellikleri</title>
		<link>http://www.forumbso.com/kimya/sivilar-ve-sivilarin-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/kimya/sivilar-ve-sivilarin-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 11:04:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[maddenin özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[sıvılar]]></category>
		<category><![CDATA[sıvıların özellikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=301</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımızda sizlere sıvılar ve sıvıların özellikleri hakkında genel bilgiler vereceğiz. Sıvılar, yoğunlaşmış gazlar ya da düzensiz katılar olarak düşünülebilirler. Sıvı hal, tanecikler arasındaki çekme ve bu parçacıkların kinetik enerjilerine bağlıdır. Çekim kuvvetleri, sıvıyı belirli bir hacimde tutar ve kinetik enerjide parçaların hareketliliğini sağlar. Dolayısıyla bu hareket sıvıya akışkanlık sağlar. Sıvılar ve gazlar akışkanlık, kohezyon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazımızda sizlere sıvılar ve sıvıların özellikleri hakkında genel bilgiler vereceğiz.</p>
<p>Sıvılar, yoğunlaşmış gazlar ya da düzensiz katılar olarak düşünülebilirler. Sıvı hal, tanecikler arasındaki çekme ve bu parçacıkların kinetik enerjilerine bağlıdır. Çekim kuvvetleri, sıvıyı belirli bir hacimde tutar ve kinetik enerjide parçaların hareketliliğini sağlar. Dolayısıyla bu hareket sıvıya akışkanlık sağlar. Sıvılar ve gazlar akışkanlık, kohezyon ve bulundukları kabın şeklini alma özelliğini paylaşırlar. Sıvıların çoğunluğu oda sıcaklığında moleküler haldedir.<br />
Bir damla sıvı bir yüzey boyunca film halinde yayılırsa, bu sıvının yüzeyi ıslattığı söylenir. Bir sıvı damlasının bir yüzeyi ıslatması ya da yüzey üzerinde küresel biçimde kalması, iki zıt kuvvetin büyüklüklerine bağlıdır. Bunlar kohezyon ve adezyon kuvvetleri dır. Benzer moleküller arasındaki kuvvetlere kohezyon kuvvetleri farklı moleküller arasındaki kuvvetlere ise adezyon kuvvetleri denir. Kohezyon kuvvetleri baskınsa damla biçimini korur. Adezyon kuvvetleri sayesinde de yüzey ıslanır. Suyun temizlik aracı olarak kullanılmasının nedeni de budur. Deterjan katılarak ise hem yağ temizler hem de yüzey gerilimi düşürülür. Yüzey geriliminin düşmesi, damlanın film halinde yayılması için gereken enerjinin azalması demektir. Suyun yüzey gerilimini düşürerek kolayca yayılmasını sağlayan maddelere ıslatma maddeleri denir. </p>
<p>Viskozite: sıvıların akmaya karşı gösterdiği dirençtir. Ayrıca sıvıların buhar basınçları da vardır.<br />
Sıvıların Buharlaşması: Belli bir sıcaklıkta moleküllerin hızları ve dolayısıyla kinetik enerjileri birbirine eşit değildir ve biz ortalama değerleri kullanırız. Kimi moleküller, moleküller arası çekim kuvvetlerini yüksek kinetik enerjilere sahiptirler ve bunlar sıvıdan kurtulabilirler. Moleküllerin bu şekilde sıvı yüzeyinden gaz yada buhar haline geçmesine buharlaşma denir. Bir sıvının buharlaşma eğilimi, sıcaklık arttıkça artar ve moleküller arttıkça azalır. Belirli bir miktar sıvıyı sabit sıcaklıkta buharlaştırmak için verilmesi gereken ısı miktarına buharlaşma entalpisi denir. </p>
<p>Buharlaşma endotermik bir olay olduğundan, Hbuhar her zaman pozitiftir. Bir gaz yada buharın sıvıya dönüşmesine yoğunlaşma denir. Yoğunlaşma, buharlaşmanın tersidir. Ekzotermik bir olaydır. </p>
<p>Sıvı ile dinamik denge halinde bulunan buharın yaptığı basınca buhar basıncı denir. Buhar basıncı yüksek sıvılara uçucu, buhar basıncı yüksek sıvılara da uçucu olmayan sıvılar denir. Bir sıvının uçucu olup olmamasını moleküller arası kuvvetlerin büyüklüğü belirler. Bu kuvvetler azaldıkça uçuculuk artar. Buhar basıncının sıcaklıkla değişimini gösteren grafiğe buhar basıncı eğrisi denir. Buhar basıncı sıcaklıkla artar. Sıvılar kaynama noktasına sahiptirler. </p>
<p>Bazı sıvılar arsında hidrojen bağları oluşur. Bu bağ gaz fazında oluşmaz. Su buharında, mesafe fazla olduğu için çekim gücü azalır. Sıvı ve katı halindeki hidrojen bağı su moleküllerini bir arada tutar. Bu nedenle su diğer sıvıların aksine donduğunda hacmi artar. Su sıcaklığı 0oC dan +4 oC a çıktığında hidrojen bağı kırılır ve moleküller arası uzaklık azalır. +4 oC nin üstünde kinetik enerji artar moleküller saçılır ve viskozite düşer. Su molekülünde paylaşılmamış elektron çifti zayıf protonlar tarafından çekilir.</p>
<p>Hidrojen bağları; elektronegatif bir atoma bağlı hidrojen atomu, komşu molekülün elektronegatifliği daha küçük bir atom tarafından da eş zamanlı olarak çekildiği zaman oluşan, moleküller arası kuvvetlerden daha kuvvetli bir bağdır. Hidrojen bağı oluşumunda, H atomunun kovalent olarak bağlandığı yüksek elektronegatiflikteki atom, bağ elektronlarını kendine doğru çekerek, hidrojen çekirdeğini (proton) çıplak bırakır. Elektronsuz kalan bu proton komşu moleküldeki elektronegatif atomun ortaklanmamış bir elektron çiftini çeker. Hidrojen bağı yalnızca H atomuyla oluşabilir., çünkü tüm öteki atomların iç kabuk elektronları atom çekirdeklerini perdeler. Bu nedenle hidrojen bağı yalnızca bazı hidrojen bileşiklerine aittir. Hidrojen atomu aynı molekül içindeki iki ametal atomu arasında da köprü oluşturabilir buna, molekül içi hidrojen bağı denir. Hidrojen bağı da ziyade, hidrojen içeren N, O ve F bileşiklerinde oluşursa da hidrojen, komşu moleküllerin Cl ve S atomlarıyla da çok zayıf hidrojen bağları yapabilir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/kimya/sivilar-ve-sivilarin-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soygazlar hakkında bilgi</title>
		<link>http://www.forumbso.com/kimya/soygazlar-hakkinda-bilgi.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/kimya/soygazlar-hakkinda-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 23:05:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[8A grubu]]></category>
		<category><![CDATA[8A grubunun özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ar (argon)]]></category>
		<category><![CDATA[asal gazlar]]></category>
		<category><![CDATA[asal gazların özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[He (helyum)]]></category>
		<category><![CDATA[Kr (kripton)]]></category>
		<category><![CDATA[Ne (neon)]]></category>
		<category><![CDATA[Rn (radon)]]></category>
		<category><![CDATA[soygaz]]></category>
		<category><![CDATA[soygaz bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[soygaz elementler]]></category>
		<category><![CDATA[soygaz özellikler]]></category>
		<category><![CDATA[soygazlar]]></category>
		<category><![CDATA[soygazların özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Xe (ksenon)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=293</guid>
		<description><![CDATA[Periyodik cetveli oluşturan element gruplarından bir taneside soygazlardır. Bu yazımızda sizlere soygazların genel özelliklerinden ve bu grupta bulunan elementlerin özelliklerinden bahsedeceğiz. Soygaz ya da asil gaz, periyodik tablonun en son grubunu oluşturan, tümü tek atomlu ve renksiz gaz halinde bulunan elementlerdir. En dış yörüngeleri elektronlarla tamamen dolu olduğu için son derece kararlıdırlar ve tepkimelere eğilimleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Periyodik cetveli oluşturan element gruplarından bir taneside soygazlardır. Bu yazımızda sizlere soygazların genel özelliklerinden ve bu grupta bulunan elementlerin özelliklerinden bahsedeceğiz.</p>
<p>Soygaz ya da asil gaz, periyodik tablonun en son grubunu oluşturan, tümü tek atomlu ve renksiz gaz halinde bulunan elementlerdir. En dış yörüngeleri elektronlarla tamamen dolu olduğu için son derece kararlıdırlar ve tepkimelere eğilimleri de çok düşüktür. Bu davranışları nedeniyle de &#8220;soygaz&#8221; adını almışlardır.<br />
Atmosferde bulunurlar ve sıvı havanın damıtılmasıyla elde edilirler. İlk keşfedilen soygaz, hidrojenden sonra en hafif element olan helyumdur. Çok düşük olan erime ve kaynama noktaları, grupta yukarıdan aşağıya gidildikçe yükselir. İyonlaşma enerjileri, sıralarında en yüksek olan elementlerdir.</p>
<p>Soygazların genel özellikleri:<br />
•Hepsi oda koşullarında gazdır.<br />
•Oda koşullarında tek atomludur.<br />
•Bileşik oluşturmazlar, bağ yapmazlar (Xe hariç) </p>
<p>8A Grubu Elementleri / Asal Gazlar</p>
<p>Soy gazlarla eş anlamlı olan, He (helyum), Ne (neon), Ar (argon), Kr (kripton), Xe (ksenon) ve Rn (radon) elementlerini içine alan periyodik sistemin 8. Grubu elementleri. Hepsi de tek atomlu gazlar halinde bulunan bu elementler, kararlı elektron düzenine sahip oldukları için elektron alış-verişi yapmazlar ve başka elementlerle bileşme eğilimi göstermezler. Bu nedenle bu gazlara asal gaz ya da soy gaz adı verilmiştir. Soy gaz atomlarının birbirleriyle de bileşmedikleri için tek atomlu moleküller meydana getirirler. Son yıllarda soy gazların, katılma ürünü türünden bazı bileşikler yaptıkları anlaşılmıştır. Ancak bu bileşikler çok sebatsızdır. Kolayca bozulurlar soy gazlar açığa çıkarlar. 8A gurubu elementlerinin en dış enerji seviyelerinde 8 elektron vardır. periyodik cetvelde atom numarasının büyüdükçe 8 elektrona kadar artıp tekrar bire düştüğü anlaşılır.</p>
<p>He (Helyum) He sembolü ile gösterilen bir elementtir. Atom numarası 2. atomik kütlesi 4,003 a.k.b. dir. Helyum elementi ilk kez güneşte keşfedilmiştir. Adı, güneş anlamına gelen Helios sözünden türetilmiştir. 1868 yılında Janssen, güneş tutulması sırasında güneşin tayfını incelerken o zamana kadar bilinmeyen tayf çizgileri olduğunu anladı. Daha sonra Lockyer ve Frankland bu yeni elemente helyum adını verdiler. 1895 yılında ise, Ramsay uraninit adını alan radyoaktif cevherden helyum elde etmeyi başardı. Daha sonra atmosferde de az oranda helyum bulunduğu anlaşılmıştır. Asıl helyum kaynağı A.B.D.’ de çıkarılan yer gazıdır. Bu gazın en büyük kısmı metan (CH4) olmakla beraber içinde %1 oranında helyum da bulunur. Yeryüzünün başlıca helyum kaynağı bu yer gazıdır. Helyum radyoaktif bozunmalardan alfa ışıması sırasında oluşur. Gerçekten alfa ışınlarını yapan tanecikler helyum çekirdeklerinden başka bir şey değildir. Bu nedenle helyum doğal radyoaktif cevherlerden çıkar. Bozununan radyoaktif atom çekirdeklerinin salıverdiği alfa tanecikleri yani helyum çekirdekleri ikişer elektron alarak helyum atomlarını meydana getirirler. Helyum renksiz, kokusuz bir gazdır. Sıvı helyum –283 0C de kaynadığı için helyum gazı tıpkı hidrojen gazı gibi çok güçlükle sıvılaşır. Gaz halinde iken yoğunluğu hidrojenin iki katı kadardır. Helyum atomunun dış kabuğunda iki elektron bulunur. Bir soy gazdır bileşik yapma eğilimi göstermez. Bu nedenle helyum atomları birbiriyle de birleşmez ve helyum molekülleri başka soy gazlar gibi tek atomlu olur. Bazı elementlerle ikili bileşikler çok dayanıksızdır. Adi sıcaklıkta bile bozunur. Helyum gazı başlıca balonları doldurmakta kullanılır. Bu gaz yanmadığı için hidrojene tercih edilir. Hava hidrojenden 14.4 ağırdır. Buna göre 1 kg. hidrojenle doldurulmuş bir balonu kaldıran kuvvet 14.4-1 = 13,4 kg. olur. Aynı balon helyumla doldurulursa ağırlığı 2 kg. olacaktır. Öyle ise, havanın kaldırma kuvveti 14,4-2 = 12,4 kg. olur. Bu nedenle hidrojen yerine helyum kullanmak kaldırma kuvvetinde büyük bir değişiklik yapmaz. Derin su dalgıçlarına hava yerine %80 helyum ve %20 oksijenden yapılmış bir karışım pompalanır. Çünkü yüksek basınçlarda, kanda havanın azotu önemli miktarda erir. Dalgıç su yüzeyine çıkıp basınç düşünce, tıpkı bir gazozun köpürmesi gibi, kılcal damarlarda azot gazı çıkarak bu damarların çatlamasına yol açabilir. Helyum kanda çok az eridiği için bu tehlike giderilmiş olur.</p>
<p>Neon (Ne) Sembolü Ne, atom numarası 10, atom tartısı 20,183 a.k.b. ‘dir. 1898 yılında Ramsay ve Travers soy gazlar grubunda bir boşluğun bulunduğunu anlamışlar ve ham argon gazını sıvılaştırıp ayrımsal buharlaştırma ile neon soy gazını bulmuşlardır. Bugün neon havadan doğrudan doğruya elde edilmektedir. Hava sıvılaştırılınca bir kısım azot ile birlikte helyum ve neon gazları sıvılaşmadan geriye kalır. Azot, bu gaz karışımından kimyasal yolla ayrılır. Helyum neon karışımı borularla sıvı hidrojen içinden geçirilir. Neon katılaşır, helyum geçer. Böylece neon elde edilir. Neon renksiz, kokusuz, hidrojenden 10 defa daha ağır bir gazdır. –2490C de ergir. –2450C de kaynar. Gaz 1 atm. basınç altında –2450C de sıvılaşırken sıcaklık biraz daha düşerse katı neon olur. Bir soy gazdır. Neon atomları başka atomlarla birleşme eğilimi göstermedikleri gibi birbirleriyle de birleşmezler. Bu nedenle tek atomlu moleküller halinde bulunurlar. Son yıllarda bazı neon bileşikleri bulunmuşsa da bunlar normal sıcaklıkta bile bulunurlar. Neon düşük basınçlı deşarj tüplerinde kırmızı-turuncu ışık yayar. Bu nedenle reklam tüplerinde neon gazı geniş ölçüde kullanılır.</p>
<p>Argon (Ar) Simgesi Ar, atom numarası 18, atom ağırlığı 39,944’ tür. 1785 yılında Henry Cavendish, atmosferdeki azotun arı bir madde olmadığını buldu. Bu buluş atmosferin 1/120’sini kaplaya yeni bir gazın varlığının ortaya çıkmasını sağladı. 1894’te Lord Rayleigh ve Sir William Ramsey, atmosferdeki azottan 11 litre yeni gaz elde etmeyi başardılar. Ramsey, buna argon adını verdi. Argon, eski Yunanca’da ‘’aylak’’ demektir. Hiçbir kimyasal özelliğini dışa vurmaması, geç bulunmasının başlıca nedenidir. Atmosfer içindeki ağırlık yüzdesi %1,28 ,hacim yüzdesi %0,93’tür. Atmosferde, karbon dioksitin 30 katı argon vardır. Argon, bir atmosfer basınç altında –1850C’de renksiz bir sıvı haline gelir ve –189.40C’de buza benzeyen bir kitle halinde donar. Argon çok düşük bir ısı iletkenliğine sahiptir. Bu özelliği ve devingen bir gaz olmaması nedeniyle elektrik ampullerinin doldurulmasında çok işe yarar. Yüksek sıcaklıkları ölçmeye yarayan gaz termometrelerinde de kullanılır. Argon, sıvılaştırılmış havanın damıtılması ile, ya da – atmosferdeki azotun katılaştırılmasıyla üretilen – nişadır ve nitratın artığı olarak elde edilir.</p>
<p>Kripton (Kr) Atom numarası 26, atomik kütlesi 83,8 a.k.b. ’dir. e.n., –156.80C, k.n. –152,90C’dir. Kripton 1898 yılında Ramsay ve Travers’in çalışmaları sonucu keşfedilmiştir. Bu bilginler sıvı havanın buharlaştırılması sonucu ele geçen kalıntıda kriptonla birlikte ksenon soy gazını da keşfetmişlerdir. Kripton havada pek az bulunur. Bulunuş oranı 1.000.000 litre havada 1 litre kadardır. Bu gazın da başka soy gazlar gibi dayanıksız bileşikleri, örneğin, hidratları keşfedilmiştir. Kripton, ksenonla birlikte elektrik ampullerini doldurmada kullanılır.</p>
<p>Ksenon (Xe) Atom numarası 54, atomik kütlesi 131,3 a.k.b. ’dir. e.n., 1120C ve k.n. –107,10C’dir. 1898 yılında Ramsay ve Travers sıvı havanın damıtılmasından sonra kalan kısımda kriptonla birlikte ksenon soy gazını keşfettiler. 20 milyon litre havada ancak 1 litre ksenon vardır. Soy gaz olduğu için bileşik verme eğilimi göstermez. Yine bu nedenle bütün başka soy gazlar gibi tek atomlu moleküller halinde bulunur. Çünkü atomların elektron düzenleri kararlıdır. Elektron alıp-vererek ya da elektron ortaklığı yaparak elektron düzenini bozmayı istemez bununla birlikte, adi sıcaklıkta bile dayanıksız olan bazı ksenon bileşikleri bulunmuştur. Bunlar daha çok birer katılma ürünüdür. Ksenon hidratları bu arada sayılabilir. Ksenon kriptonla birlikte argon yerine elektrik ampullerini doldurmada kullanılır. Bu suretle elektrik ampulünun ışık verimi artar. Ksenon özellikle projektör lambalarına konur, bu suretle bu lambalarda yüksek ışık verimi sağlanır.</p>
<p>Radon (Rn) Radyoaktif element. Eskiden niton adı ile bilinirdi. Soy gazlar grubunun son üyesidir. Atom numarası 86, atom tartısı 222 a.k.b., sembölü Rn dir. 1900 yılında keşfedilmiş ve radyum emanasyonu diye adlandırılmıştır. 1908 yılında Ramsay ve Gray, radonu saf halde elde etmişler ve niton adını vermişlerdir. Niton ışıyan anlamına gelir. Gerçekten bu element radyoaktiftir. Radyoaktif ışınlar gönderir. Ancak elemente 1923 yılından beri radon denilmektedir; çünkü radyum çekirdeği bir alfa ışıması ile radonu vermektedir. Radon’un kütle numarası 219 olan izotopuna aktinon, 220 olan izotopuna toron denir. Bunlar da doğada bulunan radyo aktif atomlardır. Radon bilinen gazların en ağırıdır. Litresinin ağırlığı 9,73 gr/litre kadardır. Soy gaz olduğu için değeri sıfırdır. Kimyasal etkinliği yoktur. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/kimya/soygazlar-hakkinda-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimyasal bağlar ve kimyasal bağ çeşitleri</title>
		<link>http://www.forumbso.com/kimya/kimyasal-baglar-ve-kimyasal-bag-cesitleri.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/kimya/kimyasal-baglar-ve-kimyasal-bag-cesitleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 21:20:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[ag örgülü]]></category>
		<category><![CDATA[apolar kovalent bag]]></category>
		<category><![CDATA[dipol-dipol]]></category>
		<category><![CDATA[hidrojen]]></category>
		<category><![CDATA[İyonik bag]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal bağ]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal bağ çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal bağlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kovalent bag]]></category>
		<category><![CDATA[metal]]></category>
		<category><![CDATA[polar kovalent bag]]></category>
		<category><![CDATA[vander vallls]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[Kimyasal bağlar ve kimyasal bağ çeşitleri Kimyasal bağlar kimyanın genel konularından birisidir. Bizde bu yazımızda sizlere kimyasal bağlardan ve bu kimyasal bağların çeşitlerinden kısaca bahsedeceğiz. Atomları iyonları ya da molekülleri bir arada tutan çekim kuvvetine bag denir. Molekül içi baglar (iyonik bag, polar kovalent bag, apolar kovalent bag) kimyasaldır. Moleküller arası baglar ise (vander vallls, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimyasal bağlar ve kimyasal bağ çeşitleri</p>
<p>Kimyasal bağlar kimyanın genel konularından birisidir. Bizde bu yazımızda sizlere kimyasal bağlardan<br />
ve bu kimyasal bağların çeşitlerinden kısaca bahsedeceğiz. Atomları iyonları ya da molekülleri bir arada tutan çekim kuvvetine bag denir. Molekül içi baglar (iyonik bag, polar kovalent bag, apolar kovalent bag) kimyasaldır. Moleküller arası baglar ise (vander vallls, dipol-dipol, hidrojen, metal, ag örgülü) fiziksel çekime dayanır. Kimyasal degildir. </p>
<p>İyonik bag: zıt elektrik yüklü taneciklerin birbirini çekmesine dayanır. Elektronların bir atomdan<br />
kopup digerine geçmesiyle atomlar + ve – yüklü iyon olurlar. +yonlar arsında elektrostatik bir çekim<br />
gücü olusur. Bu çekim gücünede iyonik bag denir. </p>
<p>Kovalent bag: atomların ortaklasa elektron kullanımına dayanan kuvvetli baglardır. Eger kullanılan ortak elektron iki atom tarafından esit çekiliyorsa yani iki atomun elektronegativitesi esitse elektron tam ortada kalır ve baga apolar kovalent bag denir. Apolar kovalent bag aynı cins atomlar arasında olur. Eger ortaklasa kullanılan elektron bir atom tarafından daha fazla çekiliyorsa, atomlar arasında elektronegativite farkı var demektir ve elektron elektronegativitesi yüksek olan atoma yakındır. Bu tip bagapolar kovalent bag denir. Apolar kovalent bag farklı cins atomlar arasında olusur. Eger atomlardan biri kendi elektronu yerine digerinin 2 elektronunu ortaklasa kullanıyorsa bu baga koordine kovalent bag denir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/kimya/kimyasal-baglar-ve-kimyasal-bag-cesitleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bileşikler ve Bileşiklerin Özellikleri</title>
		<link>http://www.forumbso.com/kimya/bilesikler-ve-bilesiklerin-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/kimya/bilesikler-ve-bilesiklerin-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 14:26:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[bileşik özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[bileşikler]]></category>
		<category><![CDATA[Bileşiklerin Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşikler]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşiklerin özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal maddeler]]></category>
		<category><![CDATA[kimyasal oluşumlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=278</guid>
		<description><![CDATA[Kimyasal oluşumlardan bir diğeri ise bileşiklerdir. Bileşik farklı cinsten atomların bir araya gelerek oluşturdukları maddelerdir. Bileşiklerin saflık, homojenlik gibi bazı özellikleri vardır. Bileşikler: Farklı cins atomların belli oranlarda bir araya gelerek oluşturdukları maddelere bileşik adı verilir. Saf ve homojen maddelerdir Bileşikleri oluşturan maddeler kimyasal özelliklerini kaybederler Bileşikleri oluşturan maddeler belli oranlarda bir araya gelirler Kimyasal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimyasal oluşumlardan bir diğeri ise bileşiklerdir. Bileşik farklı cinsten atomların bir araya gelerek oluşturdukları maddelerdir. Bileşiklerin saflık, homojenlik gibi bazı özellikleri vardır. </p>
<p>Bileşikler: Farklı cins atomların belli oranlarda bir araya gelerek oluşturdukları maddelere bileşik adı verilir.</p>
<p>Saf ve homojen maddelerdir </p>
<p>Bileşikleri oluşturan maddeler kimyasal özelliklerini kaybederler </p>
<p>Bileşikleri oluşturan maddeler belli oranlarda bir araya gelirler </p>
<p>Kimyasal yollarla ayrıştırılabilirler </p>
<p>Belirli bir erime ve kaynama noktaları vardır </p>
<p>Özkütleleri sabittir </p>
<p>Formüllerle ifade edilirler </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/kimya/bilesikler-ve-bilesiklerin-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Maddenin Özellikleri</title>
		<link>http://www.forumbso.com/kimya/maddenin-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/kimya/maddenin-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2009 20:08:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kimya]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziksel özellikler]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[madde özellik]]></category>
		<category><![CDATA[madde özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[maddenin fiziksel özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[maddenin kimyasal özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[maddenin özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[maddenin özellikleri ders notu]]></category>
		<category><![CDATA[maddenin özellikleri konu anlatımı]]></category>
		<category><![CDATA[maddenin radyoaktif özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Radyoaktif özellikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=270</guid>
		<description><![CDATA[Kimya&#8217;nın en temel konularından olan maddelenin özelliklerini sizlere vereceğiz. Maddenin özellikleri ve kısaca bu özelliklerin açıklaması&#8230;. Maddenin Özellikleri Fiziksel özellikler Maddenin bir başka maddeye dönüşmeksizin gözlenebilen ve ölçülebilen dış görünüşü ile ilgili özellikleridir. Maddenin rengi, kokusu, tadı, çözünürlüğü, sertliği, hacmi, ısı ve elektrik iletkenliği, katı, sıvı, gaz hâlleri, erime noktası, kaynama noktası fiziksel özelliklerdir. Kimyasal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimya&#8217;nın en temel konularından olan maddelenin özelliklerini sizlere vereceğiz. Maddenin özellikleri ve kısaca bu özelliklerin açıklaması&#8230;.</p>
<p>Maddenin Özellikleri </p>
<p>Fiziksel özellikler<br />
Maddenin bir başka maddeye dönüşmeksizin gözlenebilen ve ölçülebilen dış görünüşü ile ilgili özellikleridir.<br />
Maddenin rengi, kokusu, tadı, çözünürlüğü, sertliği, hacmi, ısı ve elektrik iletkenliği, katı, sıvı, gaz hâlleri, erime noktası, kaynama noktası fiziksel özelliklerdir.</p>
<p>Kimyasal özellikleri<br />
Maddenin reaksiyon verebilme veya başka maddeler ile birleşerek yeni madde oluşturabilme kapasitesidir.<br />
Bir maddenin başka madde ile etkileşmesi veya etkileşmemesi, onun kimyasal yapısı ile ilgili özelliklerdendir.<br />
Yanıcı olup olmaması, asidik ya da bazik olması, suyla reaksyona girip girmemesi kimyasal özelliklere örnek verilebilir.</p>
<p>Radyoaktif özellikler<br />
Bazı maddeler kendiliğinden ışın yayar. Bu özelliği yapısında bulunduran elementlere radyoaktif elementler denir.<br />
uranyum, radyum, toryum gibi elementler radyoaktiftir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/kimya/maddenin-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

