<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Online Bilgi Merkezi &#187; Sosyoloji</title>
	<atom:link href="http://www.forumbso.com/kategori/sosyoloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.forumbso.com</link>
	<description>Bilgi İçin BireBir...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 03 Aug 2011 09:30:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Marx ve Türkler</title>
		<link>http://www.forumbso.com/tarih/marx-ve-turkler.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/tarih/marx-ve-turkler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2011 03:59:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Marx ve Türkler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=1913</guid>
		<description><![CDATA[“İstanbul, Batı ile Doğu arasında kurulmuş Altın Bir Köprü’dür. Batı uygarlığı, bu köprüden geçmeksizin, dünyanın çevresini güneş gibi dolaşamaz, bu köprüyü de Rusya’yla mücadele etmeksizin geçemez.” &#8220;Türk tabyalarının silistre de ki savunmasının bir benzerini avrupa tarihinde bulmak zordur..&#8221; “Türk, aslında hiç de kötü asker değildir. Yaradılıştan cesur, son derece dirençli, sabırlı ve aynı zamanda belirli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8744065928767280";
/* 336x280, oluşturulma 25.04.2011 */
google_ad_slot = "9266619162";
google_ad_width = 336;
google_ad_height = 280;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p><strong><br />
</strong></p>
<hr size="1" /><strong><span style="font-size: x-small"> “İstanbul, Batı ile Doğu arasında kurulmuş Altın Bir Kö<acronym title="Page Ranking">pr</acronym>ü’dür. Batı uygarlığı, bu kö<acronym title="Page Ranking">pr</acronym>üden geçmeksizin, dünyanın çevresini güneş gibi dolaşamaz, bu kö<acronym title="Page Ranking">pr</acronym>üyü de Rusya’yla mücadele etmeksizin geçemez.”</p>
<p>&#8220;Türk tabyalarının silistre de ki savunmasının bir benzerini avrupa tarihinde bulmak zordur..&#8221;</p>
<p>“Türk, aslında hiç de kötü asker değildir. Yaradılıştan cesur, son  derece dirençli, sabırlı ve aynı zamanda belirli koşullarda itaatlidir.”  Keza şu sözün de: “Türkler, surları, kaleleri, hatta açılan gedikleri,  saldırgan kuvvetler karşısında, Fransızlarla İngilizlerin boy  ölçüşemeyeceği bir ölçüde savunmaya yatkındırlar.”</p>
<p>“İstanbul’un tahkim edilmesi,Türklerin atabileceği en önemli adımdır…  Elinde tahkim edilmiş bir İstanbul bulunduran Türkiye, ya da bu kenti  elinde bulunduran başka herhangi bir devlet, bağımsızlığını korumak için  hiçbir yabancı güvencesine gerek duymayacaktır. İstanbul’dan daha kolay  tahkim edilebilecek bir başka kent yoktur.” (16 şubat 1854)</p>
<p><span style="color: indigo"> Kaynak: Doğu Sorunu (Türkiye) Marx ve Engels</span></span></strong> <strong><span style="font-size: x-small"><br />
</span></strong></p>
<p></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/tarih/marx-ve-turkler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Devrim Şehidi Kubilay ve Menemen Olayı</title>
		<link>http://www.forumbso.com/tarih/devrim-sehidi-kubilay-ve-menemen-olayi.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/tarih/devrim-sehidi-kubilay-ve-menemen-olayi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2011 01:57:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>egk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Devrim Şehidi Kubilay ve Menemen Olayı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=1908</guid>
		<description><![CDATA[Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayı&#8230; 23 Aralık 1930 &#8220;Kubilay Olayı&#8221;, Cumhuriyet tarihinin en önemli olaylarından biridir. Menemen olayının izleri toplumsal bellekten hiç silinmedi. Kubilay &#8220;devrim şehidi&#8221; olarak simgeleşti. Adı Mustafa Fehmi Kubilay. Baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep. Giritli bir ailenin çocuğu. 1906 doğumlu. Kubilay bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
</strong></p>
<hr size="1" />
<div><img src="http://www.belgenet.com/foto/kubilay.jpg" border="0" alt="" /><br />
<strong>Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayı&#8230;</p>
<p>23 Aralık 1930</p>
<p>&#8220;Kubilay Olayı&#8221;, Cumhuriyet tarihinin en önemli olaylarından biridir.  Menemen olayının izleri toplumsal bellekten hiç silinmedi. Kubilay  &#8220;devrim şehidi&#8221; olarak simgeleşti. </strong></p>
<p><em>Adı Mustafa Fehmi Kubilay. Baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep. Giritli  bir ailenin çocuğu. 1906 doğumlu. Kubilay bir öğretmen. Cumhuriyet  öğretmeni. 1930 yılında İzmir&#8217;in Menemen İlçesi&#8217;nde askerlik görevini  yapıyor. O sırada 24 yaşında.</p>
<p>Bu genç insan, Menemen’de 23 Aralık 1930’da şeriat isteyenler tarafından  öldürüldü. Genç Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait  isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayı, &#8220;Menemen Olayı  &#8211; Kubilay Olayı&#8221; olarak tarihe geçti.</p>
<p>Menemen olayının izleri toplumsal bellekten hiç silinmedi. Kubilay &#8220;<strong>devrim şehidi&#8221; </strong>olarak simgeleşti. </em></p>
<p><strong>MENEMEN OLAYI</strong></p>
<p>Derviş Mehmet isminde bir yobaz ve altı silahlı arkadaşı 23 Aralık 1930  günü Menemen&#8217;e gelmişler ve camiye girerek üzerinde dini ibareler yazılı  bir bayrakla, camide bulunanları ve merakla cami önüne toplananları,  kendileriyle birlik olmaya davet etmişlerdir. Derviş Mehmet halka hitap  ederek; &#8220;Ey Müslümanlar, ne duruyorsunuz; Halife Abdülmecit hududa  geldi, Sancak-ı Şerif çıktı, gelin altında toplanalım, şeriat isteyelim&#8221;  diye bağırmıştır.</p>
<p>Gösteriler ve tekbirlerle dini ibareler bulunan bayrağı Hükümet Konağı  önündeki meydana dikmişlerdir. Toplanan halkı dağıtıp bu yobazları  yakalamaya mesleği öğretmen olan Yedek Asteğmen Kubilay Bey&#8217;in askeri  müfrezesi görevlendirilmiştir. Kubilay Bey, şakilere nasihatta  bulunarak; yaptıklarının hatalı, sakıncalı ve kötü bir şey olduğunu  belirterek vazgeçmelerini ve dağılmalarını söylemiştir. Şakiler buna  mavzer kurşunu ile cevap vermişlerdir. Kubilay Bey kendisini korumak  için tabancasını çekmiş ise de, bir kurşunla yaralanarak yere düşmüş ve  gözleri dönmüş canilerden biri, yaralı Kubilay Bey&#8217;in üstüne atılarak  boğazından kesip başını gövdesinden ayırmıştır. Bu arada Hasan adlı  fedakar bir mahalle bekçisini de şehit etmişlerdir.</p>
<p>Olay yerine yetişen askeri birlik ve jandarmalar şakilerin teslim  olmalarını istemiştir. Bu isteği reddeden yobazlar ateşle karşılık  vermişlerdir. Çatışma sonucu Derviş Mehmet ve iki arkadaşı vurularak,  ikisi de yaralı ele geçirilmiştir. Diğer ikisi de iki gün sonra  yakalanmıştır. Araştırma sonucu; olayın bölgesel bir nitelik taşımadığı,  organize bir şebekenin düzenlediği, Cumhuriyet&#8217;i yıkmak amacını güden  irticai ve siyasi bir hareket olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine  Hükümet, Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir illerinde bir ay süre  ile sıkıyönetim ilan etmiştir. Yakalananlar muhakemeleri sonunda ağır  cezalara çarptırılmışlardır.</p>
<p>Olaydan hemen sonra Atatürk, Cumhurbaşkanı ve Başkomutan olarak  Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi (Çakmak) Paşa&#8217;ya 28 Aralık 1930 günü  bir taziye telgrafı göndererek, Cumhuriyet&#8217;e karşı suikast tertipleyen  mütecavizleri lanetlemiş ve Kubilay Bey&#8217;i görevini yapan şehit olarak  takdirle anmıştır. Atatürk; <strong>&#8220;Hepimizin, dikkatimiz, bu meseledeki  vazifelerimizin icabatını hassasiyetle ve hakkıyla yerine getirmeye  matuftur. Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkureci  muallim heyetinin kıymetli uzvu Kubilay Bey, temiz kanı ile  Cumhuriyet&#8217;in hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır.&#8221; </strong>demiştir.</p>
<p><span style="color: darkblue">Kemalist Cumhuriyet&#8217;in ilk şehidi Kubilay&#8217;ı  rahmetle anıyoruz. Kubilay&#8217;ı şehit eden yobaz sürüsüne olan kin ve  nefretimizden hiç bir azaltma göstermedik. Kemalistler olarak dincilerin  en büyük düşmanlarıyız. </span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/tarih/devrim-sehidi-kubilay-ve-menemen-olayi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyin Göçü ve Beyin Göçünün Nedenleri</title>
		<link>http://www.forumbso.com/sosyoloji/beyin-gocu-ve-beyin-gocunun-nedenleri.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/sosyoloji/beyin-gocu-ve-beyin-gocunun-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 14:49:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Göçü]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Göçü Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Göçü nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Göçünün faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Göçünün Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Göçünün Tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Göçünün zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=280</guid>
		<description><![CDATA[Beyin göçü birçok kişinin bildiği bir kavramdır. Biz bu kavramdan ve beyin göçünün nedenlerinden bahsedeceğiz. Özellikle ülkenin geleceği için olumsuz bir durum olan beyin göçü maalesef ülkemizde de problemlerden birisidir. İyi yetişmiş bilim adamlarına yeterince değer verilmediğinden ülkemizden ayrılmak zorunda kalmaları geleceğimiz ve ilerlememiz açısından tehlikeli&#8230; Beyin göçü iyi eğitim görmüş, kalifiye ve yetenekli işgücünün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beyin göçü birçok kişinin bildiği bir kavramdır. Biz bu kavramdan ve beyin göçünün nedenlerinden bahsedeceğiz. Özellikle ülkenin geleceği için olumsuz bir durum olan beyin göçü maalesef ülkemizde de problemlerden birisidir. İyi yetişmiş bilim adamlarına yeterince değer verilmediğinden ülkemizden ayrılmak zorunda kalmaları geleceğimiz ve ilerlememiz açısından tehlikeli&#8230;</p>
<p>Beyin göçü iyi eğitim görmüş, kalifiye ve yetenekli işgücünün yetiştiği az gelişmiş/gelişmekte olan bir ülkeden gelişmiş bir ülkeye akışı/göçü olarak tanımlanabilir.</p>
<p>1.	Ekonomik Nedenler<br />
o	Düşük ücret politikası varlığı,<br />
o	Vergi oranlarının yüksek olması,<br />
o	Ekonomik istikrarsızlık varlığı,<br />
o	Gelecek endişesi olması.<br />
2.	Politik/Siyasal Nedenler<br />
o	Etnik köken farklılığı/ayrılığı oluşumu,<br />
o	Siyasal istikrarsızlık oluşumu,<br />
o	Siyasetin/Kayırmacılığın iş hayatına girip, onu kontrol etmesi.<br />
3.	Bilim ve Teknoloji Politikalarındaki Yanlışlıklar<br />
o	Ar-Ge’ye önem vermeme,<br />
o	Bilim ve teknolojiye değer vermeme,<br />
o	Fikir üretiminin ve buluşun para etmemesi ve desteklenmemesi,<br />
o	Ar-Ge alt yapı ve teşvik eksikliği,<br />
o	Ar-Ge yatırım yardımı ve vergi indirimi azlığı,<br />
4.	Eğitim Sistemindeki Çarpıklıklar<br />
o	Kişi başına (142 $) en az eğitim harcaması yapan 5. ülke olmamız,<br />
o	Eğitim harcamasında 109 ülke içinde 105. sırada yer almamız,<br />
o	Ulusal gelirden eğitime ayrılan pay Dünya ortalaması %5.2 iken bizde %2.2 olması,<br />
o	Kalıcı milli eğitim politikası yokluğu,<br />
o	Eğitimde fırsat eşitsizliği oluşu.<br />
5.	İşsizlik<br />
o	Üniversite mezunlarının %70’inin meslekleriyle ilgisiz işlerde çalışması,<br />
o	En fazla işsizliğin Üniversite mezunları arasında olması,<br />
o	İş bulamama.<br />
6.	Yabancı Dilde Eğitim ve Teknolojideki Gelişmeler<br />
o	Yabancı dilde eğitim beyin göçünde katalizör görevi görmesi,<br />
o	Yabancı dilde eğitim batıya bedavaya (hibe) insan kaynağı üretmeye yardımcı olması,<br />
o	İletişim olanaklarının (bilgisayar, internet, fax, cep telefonu vs) sağladığı kolaylıklar. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/sosyoloji/beyin-gocu-ve-beyin-gocunun-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyoloji Biliminin Dalları</title>
		<link>http://www.forumbso.com/sosyoloji/sosyoloji-biliminin-dallari.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/sosyoloji/sosyoloji-biliminin-dallari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 12:44:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji alt dalları]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji dalları]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımızda sizlere sosyoloji biliminin dallarından bahsedeceğiz. Sosyoloji Dalları Sosyolojinin gelişmesiyle, toplumlara ve topluluklara yönelik yapılan ilmî çalışmalar sonucunda bir çok sosyolojik disiplin ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlileri aşağıda sıralanmıştır: Ahlâk Sosyolojisi. Askeri Sosyoloji. Beden Sosyolojisi. Bilgi Sosyolojisi. Bilim Sosyolojisi. Çalışma (Endüstriyel) Sosyolojisi. Din Sosyolojisi. Eğitim Sosyolojisi. Folk Sosyolojisi. Gender Sosyolojisi. Hukuk Sosyolojisi. İktisat Sosyolojisi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazımızda sizlere sosyoloji biliminin dallarından bahsedeceğiz.</p>
<p>Sosyoloji Dalları</p>
<p>Sosyolojinin gelişmesiyle, toplumlara ve topluluklara yönelik yapılan ilmî çalışmalar sonucunda bir çok sosyolojik disiplin ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlileri aşağıda sıralanmıştır:<br />
Ahlâk Sosyolojisi.<br />
Askeri Sosyoloji.<br />
Beden Sosyolojisi.<br />
Bilgi Sosyolojisi.<br />
Bilim Sosyolojisi.<br />
Çalışma (Endüstriyel) Sosyolojisi.<br />
Din Sosyolojisi.<br />
Eğitim Sosyolojisi.<br />
Folk Sosyolojisi.<br />
Gender Sosyolojisi.<br />
Hukuk Sosyolojisi.<br />
İktisat Sosyolojisi.<br />
İnsan Ekolojisi ve Demografi.<br />
Kent (Şehir) Sosyolojisi.<br />
Köy (Kırsal) Sosyolojisi.<br />
Kurumlar Sosyolojisi.<br />
Küçük Gruplar Sosyolojisi.<br />
Kültür Sosyolojisi.<br />
Medikal Sosyoloji.<br />
Natüralist Sosyoloji.<br />
Sağlık Sosyolojisi.<br />
Sanat Sosyolojisi.<br />
Sanayi Sosyolojisi.<br />
Siyaset Sosyolojisi.<br />
Sosyal Psikoloji.<br />
Sosyolojik Teori.<br />
Tarih Sosyolojisi.<br />
Tatbikî Sosyoloji<br />
Vergi Sosyolojisi </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/sosyoloji/sosyoloji-biliminin-dallari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgi ve bilgi çeşitleri</title>
		<link>http://www.forumbso.com/sosyoloji/bilgi-ve-bilgi-cesitleri.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/sosyoloji/bilgi-ve-bilgi-cesitleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 13:58:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi çeşitleri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Teknik Bilgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=167</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımızda sizlere bilgi ve bilgi çeşitlerinden bahsedeceğiz. A) Bilginin Tanımı : Suje ile obje arasındaki ilişkiye bilgi denir. İnsanın, varlığı bilme, tanıma ve anlama sonucu ortaya çıkan ürüne bilgi denir. Burada suje bilen yani insandır. Obje ise bilinen yani varlığın kendisidir. B) Bilgi Çeşitleri a) Gündelik Bilgi : İnsanın günlük yaşamında bir-iki tecrübeden genellemelere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazımızda sizlere bilgi ve bilgi çeşitlerinden bahsedeceğiz.</p>
<p>A) Bilginin Tanımı : Suje ile obje arasındaki ilişkiye bilgi denir. İnsanın, varlığı bilme, tanıma ve anlama sonucu ortaya çıkan ürüne bilgi denir. Burada suje bilen yani insandır. Obje ise bilinen yani varlığın kendisidir.</p>
<p>B) Bilgi Çeşitleri</p>
<p>a) Gündelik Bilgi : İnsanın günlük yaşamında bir-iki tecrübeden genellemelere ulaşması şeklinde ortaya çıkan bilgidir. Örneğin, midesi ağrıyan birinin kekiği kaynatıp içtikten sonra ağrısının geçmesi üzerine “Kekik suyu mide ağrısına iyi gelir demesi.<br />
Özellikleri :<br />
•Gündelik bilgi düzensizdir.<br />
•Özeldir.<br />
•Genel geçerliliği yoktur.<br />
•Doğruluğu kesin değildir.</p>
<p>b) Teknik Bilgi : İnsanın günlük yaşamını kolaylaştırmak amacıyla araç gereç yapımı ile ilgili bilgidir. İki türlü teknik bilgi vardır.<br />
•Gündelik bilgiye dayalı teknik bilgi : İnsanın gündelik yaşantısındaki tecrübelere dayanarak araç gereç yapmasıdır.<br />
•Bilimsel bilgiye dayalı teknik bilgi : Bilimsel verilerden yararlanarak araç gereç yapılaması ile ilgili bilgidir.</p>
<p>c) Sanat Bilgisi : İnsanın çevresindeki olaylar ya da nesneler karşısındaki duygulanımlarını, heyecanlarını değişik biçimlerde ifade etmesiyle ortaya çıkan bilgidir. Örneğin edebiyat, resim müzik alanlarındaki eserler gibi.</p>
<p>d) Dini Bilgi : Tanrının insanlara peygamberler aracılığıyla, vahiy yoluyla bazı emir ve yasaklar bildirmesi şeklindeki bilgidir. Kutsal olanla bunun karşısındaki insanın konumunu ifade eder. Dinsel bilgiye kesin iman ile inanılır, eleştirisi yapılamaz.Mutlak gerçekliği inceler.</p>
<p>e) Bilimsel Bilgi : Bilimsel yöntem ve akıl yürütme yoluyla varlıklar hakkında elde edilen bilgidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/sosyoloji/bilgi-ve-bilgi-cesitleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tukidides (Tukididis)</title>
		<link>http://www.forumbso.com/sosyoloji/tukidides-tukididis.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/sosyoloji/tukidides-tukididis.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 19:34:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Tukidides]]></category>
		<category><![CDATA[Tukidides biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Tukidides hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Tukidides kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Tukididis biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Tukididis hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=157</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımızda sizlere sosyolojinin ünlü isimlerinden Tukidides&#8217;den bahsedeceğiz. Tukidides veya Tukididis, (yak. M.Ö. 460 – M.Ö. 395, Yunanca Θουκυδίδης, Tukidídis) Antik Yunan tarihçisi ve M.Ö. 5. yüzyılda Sparta ile Atina arasında yaşanan Peloponnesia Savaşı tarihinin yazarıdr. Tukidides Atina ile Sparta arasındaki 30 yıl süren ve M.Ö. 404 yılında sona eren ünlü Pelopponnes savaşları sırasında yaşamış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazımızda sizlere sosyolojinin ünlü isimlerinden Tukidides&#8217;den bahsedeceğiz.</p>
<p>Tukidides veya Tukididis, (yak. M.Ö. 460 – M.Ö. 395, Yunanca Θουκυδίδης, Tukidídis) Antik Yunan tarihçisi ve M.Ö. 5. yüzyılda Sparta ile Atina arasında yaşanan Peloponnesia Savaşı tarihinin yazarıdr.</p>
<p>Tukidides Atina ile Sparta arasındaki 30 yıl süren ve M.Ö. 404 yılında sona eren ünlü Pelopponnes savaşları sırasında yaşamış ve bu savaşları tasvir etmiştir. Thukydides, tarihi her şeyden önce, siyasî açıdan inceler ve tarih ile bunun için ilgilenir. &#8220;Pelopponnes Savaşlarının Tarihi&#8221; adlı yapıtında, özellikle bu savaşların nedenlerini ve sonuçlarını ele alır.</p>
<p>Tukidides yapıtını, vatandaşlarına siyasî bir eğitim kazandırmak, onları siyasî açıdan bilgilendirmek için yazmıştır. Tukidides, Herodot&#8217;a göre, çok farklı bir tarihçidir. Herodot yalnızca bir öykücüdür, oysa Tukydides tarihi, siyasî açıdan ele alan bir tarihçidir. Aralarındaki farklılığa rağmen, her ikisi de tarihçidir ancak tarih filozofu değildir. Bir başka deyişle, her ikisi de tarihi olaylarla ilgilenmişler, tarihin anlamı ve amacını, insanın tarih içindeki rolünü dikkate almamışlardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/sosyoloji/tukidides-tukididis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Auguste Comte &#8211; Sosyolojinin Babası</title>
		<link>http://www.forumbso.com/sosyoloji/auguste-comte-sosyolojinin-babasi.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/sosyoloji/auguste-comte-sosyolojinin-babasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 18:14:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Auguste Comte]]></category>
		<category><![CDATA[Auguste Comte hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Isidore Marie Auguste François Xavier Comte]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyolojinin Babası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[Sosyoloji ile ilgili sizlere bilgi vermeye devam ediyoruz. Şimdiki konumuz ünlü bir sosyolog, daha doğrusu sosyolojinin babası Auguste Comte&#8230;. İşte tüm yönleri ile Auguste Comte&#8230; Isidore Marie Auguste François Xavier Comte, kısaca Auguste Comte (17 Şubat 1798 &#8211; 5 Eylül 1857), Fransız sosyolog, matematikçi ve filozoftur. Sosyolojinin babası olarak tanımlanabilir. Fransa&#8217;nın Montpellier kentinde doğdu. Katolik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyoloji ile ilgili sizlere bilgi vermeye devam ediyoruz. Şimdiki konumuz ünlü bir sosyolog, daha doğrusu sosyolojinin babası Auguste Comte&#8230;. İşte tüm yönleri ile Auguste Comte&#8230;</p>
<p>Isidore Marie Auguste François Xavier Comte, kısaca Auguste Comte (17 Şubat 1798 &#8211; 5 Eylül 1857), Fransız sosyolog, matematikçi ve filozoftur. Sosyolojinin babası olarak tanımlanabilir.</p>
<p>Fransa&#8217;nın Montpellier kentinde doğdu. Katolik bir aileden gelen Comte, ailenin üç çocuğundan biriydi. Babası vergi dairesinde memur, annesi ise ev hanımıydı.</p>
<p>Auguste Comte, sosyoloji ismini öne süren ilk sosyologtur. &#8220;Sosyoloji neden diğer bilim dalları gibi bir dal olmasın&#8221; tezini savunarak sosyolojinin temelini o zamanlarda attı. Ayrıca felsefede pozitif düşünce üzerine de çalışıyordu. Daha sonraları fizik, gökbilim ve kimya ile de uğraştı. Ayrıca Comte yaşadığı çağda altı bilimden sözetmiştir: Fizik, Matematik, Kimya, Biyoloji, Sosyoloji ve Astronomi&#8217;dir. Sosyolojiyi bunların üstünde görmüştür.</p>
<p>Fransız Devriminden hemen sonra doğduğu için -Sosyoloji alanındaki- çalışmaları Fransız Devrimine ve Aydınlanma Düşüncesine bir tepki niteliğinde insanlık dinini kurmayı deneyen,pozivitizmin sahte peygamberi sever.Fransız filozofudur.Veznedar bir babanın ve dindar bir annenin oğlu diye bilinir.dokuz yaşında doğduğu şehrin kolejine girer ve keskin zekası sayesinde parlak bir talebe olur.On dört yaşında iken bir takım nedenlerden dolayı ailesinden ayrılır ve katı bir cumhuriyetçi olur.Ayrıca disiplin ve otoriteden nefret eder.Henüz 16 yaşındayken pariste politeknik okulunun giriş sınavlarını kazanır.Matamatikte çok iyi olmasına borçludur bunu.Bu okulda çeşitli fikir adamlarının kitaplarıyla ilgilenir.Ailesi istememesine rağmen parise dönüp biyolojiyle ilgilenir.Saint simon la tanışıp yedi yıl arkadaşlık ve çıraklık eder.Fakat hocasının itahat ettirmek isteği,comteninse disiplinsiz ve kendi büyüklüğüne fazlasıyla inanmış olması ikilinin yollarını ayırır.Comte zayıf ve bedbaht biriydi diye söylenir.Bir sokak kadınıyla evlenmesi ve onu boşuboşuna yola getirmeye çalışması devamlı geçimsizlik ve kavgaya neden olur aralarında.Comte geçimini sağlamak için`pozitif felsefe dersleri vermeye başlar.Ona göre gerçeğin ölçüsü,metafizikten mahrum oluşuydu.Yani tecrübe ile ıspat olunmayan hiçbir şeye inanılmamalıydı.Yıllarca karısıyla gelgitli bir hayat yaşaması ve aşırı derecede okuması dolayısıyla gelgitler yaşamaya başladı.Yedi ay akıl hastahanesinde tedavi gören Comte karısının isteğiyle çıkarıldı.Ama kendine gelmesi bir yıl sürdü ve tekrar ders vermeye başladı.Fakat karısı beş yıl sonra kendisini terketti ama yıllarca mektuplaştılar.1845 yılında kocası müebbet hapse mahkum olmuş bir kadına aşık olur artık zenginlerden aldığı yardımlarla yaşar ve çevresindeki insanlara karşı çok kırıcı bir hal takınır.O zamanın kanunlarına göre boşanmak mümkün olmadığı için evlenemez fakat bu kadına çok içten aşık olur.Bir yılda 180 nin üzerinde mektup yazar bu kadına fakat kadın bir yıl sonra veremden ölür.Artık büsbütün bu platonik duyguya kaptırır kendini.1849-1850 yıllarında Comte`de belli başlı fikirler dallanıp budaklanır ve bazı garip teşebbüslere girşir.Pozitif bir din kurar.İnsanlık dini.Hatta rus çarına ve osmanlı sadrazamına mektup yazarak onları bu dine davet eder.Comte artık peygamberdir ve dininin esaslarını belirler.Hatta şeytan yerine napolyona lanet etmeye vaaz eder.Ernest renan comte`den söz ederken`200 yıldan beri birçok bilim adamının kendisi kadar görüp anladıkları gerçekleri kötü bir fransızcayla anlattığı için Comte`a büyük adam denilmesi beni kızdırıyor der.zihin çöküntüsü ve his dalgalanmaları yoğunlaşır ,kurduğu pozitf sisteme tamamıyla ters bir hareketle mistik ve metavizik olduğu kadar da garip bir din kuran Comte 5eylül 1857 günü,insanlığın sembolü ve temsilcisi sayıp ulu varlık adını verdiği veremden ölen sevgilisinin masasının önündeki son merasimini yaparken ölür.Sosyolojiyi Sosyal Statik ve Sosyal Dinamik olmak üzere ikiye ayırır. Sosyal Statik; bir toplumdaki düzeni ve durağanlığı incelediği için bir düzen kuramaz.Çünkü peygamber olamamıştır en başından beri. Sosyal Dinamik ise, değişme ile ilgili olduğu için bir ilerleme kuralıdır. Comte evrimcidir. Tarihi bir ilerleme süreci olarak görür yani iyimserdir. Comte&#8217; un üç hal ya da üç durum yasası vardır. Bunlar:</p>
<p>a) Teolojik ya da hayali hal,<br />
b) Metafizik ya da soyut hal,<br />
c) Pozitivistya da bilimsel haldir.<br />
Comte&#8217;e göre aile, din, devlet toplumun temel müesseseleridir. İnsan düşüncesinin hareket noktasında din bulunmaktadır. Comte fetişizmden politeizme oradan da monoteizme geçiş olduğunu savunmuş, müsbet bilim olması gereken pozitivist devrede insanlığın pozitivist bir dine sahip olması gerektiğine dikkat çekmiş dininde bu devrede insanlığa veya topluma tapma şeklinde olması gerektiğini savunmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/sosyoloji/auguste-comte-sosyolojinin-babasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyoloji biliminin tarihi süreci ve gelişimi</title>
		<link>http://www.forumbso.com/sosyoloji/sosyoloji-biliminin-tarihi-sureci-ve-gelisimi.html</link>
		<comments>http://www.forumbso.com/sosyoloji/sosyoloji-biliminin-tarihi-sureci-ve-gelisimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 20:27:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji bilim dalı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyolojinin gelişmesi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihte sosyoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumbso.com/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[Sosyoloji bölümümüzde sizlere ilk olarak sosyoloji biliminin tarihi gelişiminden basetmek istedik. İşte sosyoloji biliminin tarihi serüveni&#8230; Her ne kadar diğer bilim dallarına oranla görece yeni bir bilim dalı olarak tanımlansa da, sosyolojik yani toplumbilimsel çalışmalar ve gözlemler antik çağlardan beri mevcuttur. Herodot ve Tukididis gibi isimlerin eserlerinde sosyolojik gözlem ve değerlendirmelere rastlamak mümkündür. Bir erken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyoloji bölümümüzde sizlere ilk olarak sosyoloji biliminin tarihi gelişiminden basetmek istedik. İşte sosyoloji biliminin tarihi serüveni&#8230;</p>
<p>Her ne kadar diğer bilim dallarına oranla görece yeni bir bilim dalı olarak tanımlansa da, sosyolojik yani toplumbilimsel çalışmalar ve gözlemler antik çağlardan beri mevcuttur. Herodot ve Tukididis gibi isimlerin eserlerinde sosyolojik gözlem ve değerlendirmelere rastlamak mümkündür.</p>
<p>Bir erken dönem İslam sosyolojisinin varlığına dair çeşitli kanıtlar vardır. İslam düşünürü İbn Haldun&#8217;un, evrensel tarihi analiz eden yedi ciltlik eserine yazdığı, Mukaddime isimli önsözünde çeşitli sosyolojik teorileri ilk kez formule ederek sosyal felsefede ve bir dal olarak sosyolojinin gelişiminde öncü konumuna gelmiştir. Örneğin bu eser aracılığıyla İbn Haldun yeni bir bilim dalı olarak ilm el-ümran bilimini ortaya atmış ve şöyle tanımlamıştır: &#8220;Bu bilimin &#8230; kendine has bir konusu var(dır); yani (insani) toplum, ve kendine has sorunları var(dır); yani toplumun doğasında birbirini takip eden toplumsal dönüşümler&#8230; &#8220;Ayrıca bu eserindeki düşünceleri ile tarih bilimi ve tarih felsefesi açısından da önemli bir adım atmıştır.</p>
<p>Her ne kadar sosyoloji terimi kendisinden önce kullanılmış olsa da, bağımsız olarak tekrar terimi ortaya atan ve sosyolojiyi &#8216;pozitif bilimlerin kraliçesi&#8217; olarak görerek zaman içinde sosyolojinin babası olarak da anılan isim Auguste Comte&#8217;dir. Bununla birlikte genel olarak Comte sosyolojinin kurucusu olarak görülmez. Batı&#8217;daki sosyoloji dalıyla uğraşan ilk isimler genellikle Darwin&#8217;in evrim kuramından etkilenmiştiler ve özellikle analojik olarak canlı organizma ile toplumu karşılaştırmaktaydılar. Bu isimlere örnek vermek gerekirse Herbert Spencer ve Lewis Henry Morgan gibi isimler zikredilebilir. 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başlarında Émile Durkheim, Vilfredo Pareto, ve Max Weber gibi klasik sosyologlar bilime önemli katkılarda bulunmuşlardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumbso.com/sosyoloji/sosyoloji-biliminin-tarihi-sureci-ve-gelisimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

