Kosova Katliamı Hakkında Bilgi
II. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Partizanların ülkedeki hakimiyetleri artmaktaydı. Bu dönemde, savaş sırasında verilen sözler yapılan anlaşmalar unutuldu. Bunda Arnavutların Partizanlara karşı Almanların saflarında yer alarak kurdukları İskender Bey Birlikleri’nin de etkisi bulunmaktaydı. Bu dönemde Yugoslav ordusu, 47.300 Arnavutu katletmiştir. Savaş sonrasında da baskılar tükenmemiş ve 1998–99 Savaşı’nın başladığı bölge olan Drenitsa’da Arnavutlar güçlü bir direnişte bulunmuşlar ve Sırplar bu direnişi 40 bin kişilik bir ordu ile bastırmışlardır.
1998–99 Sırp-Arnavut Savaşı Kosova’daki insan hakları ihlallerinin zirve dönemidir. Kosova’nın Drenitsa bölgesinde Kosovalı liderlerden Adem Yaşari ve ailesine yapılan saldırı sonucunda başlayan savaş, Sırp katliamlarıyla sürmüştür. 1998 yılının en ciddi insan hakları ihlallerinin meydana geldiği Kosova’da hükümet güçleri ile KKO arasında meydana gelen çatışmaların sonunda yaklaşık 2000 Arnavut sivil öldürüldü.
Ekim ayında ateşkes ilan edildi ve AGİT’in uluslararası gözlemcileri Kosova’ya yerleştirildi. Gözlemcilerin bölgedeki tansiyonu azaltmak için gösterdikleri çabaya rağmen 1999’un başlarında artarak devam eden şiddet olayları rapor edildi. Bunlardan en hunharcası şüphesiz 15 Ocak’ta gerçekleştirilen Racak katliamıdır. Sırp askerleri Racak’a girerek burada yaşlı insanlardan oluşan 45 kişiyi bir araya topladılar. Ardından köye yalnızca birkaç kilometre uzaklıkta bulunan bir tepeye götürerek burada bu insanların tamamını katlettiler. Cesetlere ulaşıldığında insanlara işkence edildiği ve bazı organlarının kesildiği görüldü.
Keops Piramidi Hakkında Bilgi
Dünyanın en gizemli yapıtlarından birisi bilindiği gibi mısır piramitleri…. Tabi bu gizemi kesinlikle hallediyor, bu yazımızda mısır piramitlerinden olan keops piramidi hakkında bilgi vereceğiz, bu bilgileri öğrenince gerçekten gizemli olduğunu anlayacaksınız….
Kahire’de bulunan Keops piramidinin 12 ton ağırlığında iki buçuk milyon bloktan oluştuğunu,
günde on blok yerleştirilmesi halinde yapımının 664 yıl süreceğini,
Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya böldüğünü ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam ortasında bulunduğunu,
Yüksekliğinin (164 m.) bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız arasındaki uzaklığı verdiğini,Taban alanının,yüksekliğinin iki katına bölünmesinin pi sayısını verdiğini,
Piramitlerin içerisinde ultrasound,radar,sonar gibi cihazların çalışmadığını,
Kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulunduğunu,
Piramidin içerisinde sütün bir kaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt haline geldiğini,
Bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini,
Çöp bidonu içindeki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştıklarını,
Kesik,yanık,sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk iyileştiğini,
Piramidin içinin yazın soğuk,kisin sıcak olduğunu,
Piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girdiğini ve bu günlerin doğduğu ve tahta çıktığı günler olduğunu,
Biliyor muydunuz?
II.Meşrutiyet Hakkında Bilgi
Bu yazımızda sizlere 2. meşrutiyet hakkında bilgi vereceğiz.
I.Meşrutiyet’in kaldırılmasından sonra II.Abdülhamit içte ve dışta meydana gelen olumsuz gelişmelerin de etkisiyle, katı bir yönetim sergilemeye başlamıştı. Meşrutiyet taraftarları da buna karşılık muhalefetlerinin dozunu artırmışlardı. Osmanlılık fikrinin temsilcisi olan Sadrazam Midhat Paşa 1881′de ölüm cezasına çarptırılmış, sonra affedilerek, Arabistan’a sürgüne gönderilmiş ve 1883′te öldürülmüştü.
Ali Suavi, Ziya Paşa ve Namık Kemal gibi kişiler de sultan tarafından bertaraf edilmişlerdi. Ancak devletin içinde bulunduğu güç durum onların başlattığı muhalefetin güçlenerek büyümesine zemin hazırlamaktaydı. Balkanlardaki çalkantıların yanı sıra Osmanlı Devleti iktisadî açıdan da çok zor durumda idi. Devlet iç ve dış borçlarını kapatabilmek için batılıların elindeki Osmanlı Bankası ile malî bir anlaşma imzalamak zorunda kalmıştı (1879 ve 1881). Buna göre banka mali yardımları karşılığında, devletin bazı gelirlerini devralıyordu. İngiliz ve Fransızların kontrolünde bu maksatla kurulan Düyun-ı Umumîye İdaresi Osmanlı ülkesini âdeta bir sömürge hâline getirecektir.
Genç Türkler veya Jön Türkler adı verilen ve yurt dışında ve içinde faaliyet gösteren Meşrutiyet taraftarları, İstanbul’da İttihad-ı Osmani derneğini kurmuşlar ve bu dernek 1894/95′te İttihat ve Terakki Cemiyeti adını almıştı. Selanik’te Enver ve Niyazi Paşalar gibi subayların da katılmasıyla güçlenen İttihatçılar, Osmanlı devletini ancak Kanun-ı Esasî’nin yeniden kabulünün kurtarabileceğini düşünüyorlardı. Kolağası Niyazi Bey ve ona katılan Enver Bey’in Resne’de isyan ederek dağa çıkmaları ve Rumeli’de halk tarafından büyük bir destek bulmaları üzerine II.Abdülhamit anayasayı yürürlüğe koyarak II.Meşrutiyet’i ilân etti ((23 Temmuz 1908).
17 Aralık 1908′de meclis yeniden açıldı. Yapılan seçimlerde İttihat ve Terakki Fırkası büyük bir başarı sağlamıştı. Ancak bu gelişmeler esnasında Bulgaristan bağımsızlığını elde etmiş ve Girit meclisi Yunanistan’a ilhak kararı almıştı.
İşgal altındaki Bosna Hersek ise Avusturya tarafından fiilen ilhak edilmişti (5 Ekim 1908) Millî bir politika izlemeyi amaçlayan İttihatçılar, olumsuz gelişmelerin de etkisiyle gittikçe otoriter bir idare oluşturmaya başlamışlardı. Bundan faydalanmak isteyen Meşrutiyet aleyhtarları, bazı Avrupa devletlerinin de kışkırtmasıyla isyan ettiler. İstanbul’daki Avcı Taburları’nın 13 Nisan 1909′da başlattıkları isyan sırasında pek çok İttihatçı öldürüldü. II.Abdülhamit olayları önleyemedi. Bunun üzerine Mahmut Şevket Paşa komutasındaki ordu Selanik’ten yola çıktı. Harekat Ordusu adı verilen bu ordunun kurmay başkanı Mustafa Kemal idi. Harekat Ordusu, kısa sürede duruma hâkim olarak isyanı bastırdı. İsyandan sorumlu tutulan II.Abdülhamit, şeyhülislâmdan alınan fetva ile meclis tarafından tahttan indirildi (27 Nisan 1909) ve kardeşi V. Mehmet Reşat yerine getirildi. V.Mehmed (1909-1918) devlet idaresinde inisiyatifi İttihatçı hükûmete bırakmıştı. Yeni iktidar zamanında da felâketler birbirini takip etti. Osmanlı Devleti hızla dağılma devrine girmekteydi.


